Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
YAZARLAR YİĞİT KOÇ
12
14
16
18
04/03/2015 20:47
İYİLİK ANLAYIŞLARI

                   Bir iddia; ateistler iyilik yaparken, Müslümanlar gibi cennet iştiyakı  da cehennem korkusu gibi  ‘’menfaat’’lerden ötürü değil, sadece  yapılması gerekenin bu olduğuna inandıkları ve bunu, sadece doğru davranma adına yaptıkları için Müslümanlardan daha ahlaki bir tutum sergilemekteler.

                     Her şeyden önce ‘’ahlak’’kavramının tanrısız bir anlayış üzerine bina edilmesi ya da tanrı olmadan ahlak hakkında ne kadar tutarlı konuşulabileceği ayrıca bir tartışma konusudur. Fakat yazımın konusu direkt olarak bu nokta değildir. Bu yazıda anlatmak istediğim konu, cennete gitmek veya cehennemden korunmak için iyi davranışlarda bulunmanın İslam'ın temel gayesi olup olmadığıdır. Çünkü eğer İslam'ın asıl istediği iyi insan profili cennet için iyilikler işleyen insanlar değilse bu iddia temelsiz bir laf kalabalığı olmanın ötesinde bir şey ifade etmeyecektir.

               Öncelikle İslam dünyaya söyleyecek bir sözü olan, hayata ‘’ayar çekmeye’’kendisinde hak gören bir dindir, dinden de öte bir hayat biçimidir. Yani mesela Budizm gibi sadece insanın iç gelişimini sağlamak,onu tanrıya ulaştırmak gibi kişisel ve soyut meseleleri içinde barındırmaz, bunun yanında en basit bir hukuki yaptırım hakkında bile bir çözüm sunan külli bir hayat düsturudur. Dolayısıyla İslamın hükümleri  ortalama insan standartlarına göre gelmiştir. Standart(ortalama) insanın güç yetiremeyeceği işler ona farz kılınmamıştır, kişinin kendi isteğine havale edilmiştir ki fıkıh literatüründe buna ‘’nafileler’’ denir. Örneğin İslamın direği olan namaz herkesin yerine getirebileceği, makul bir rakam olan 5 vakit olarak farz kılınmıştır. Ama dileyen, gün içinde bu farzlara ilaveten daha fazla namaz kılma hakkına sahiptir, ancak buna mecbur değildir. Bu basit  örnekte olduğu gibi İslam'ın mesajları standart insanı hedef almaktadır. İyi davranma meselesi üzerinde durulurken İslam'ın bu özelliği bilinmek zorundadır.

                 Standart insan teşvik ve tehditle iş yapmaya daha yatkındır. İnsan üzerinde ödül ve ceza sistemi işe yaramaktadır. Karşılığında diploma ya da herhangi bir getirisi olmayan bir şey verilmediği takdirde şu an üniversitelerde okuyan öğrencilerden kaçı eğitimine devam ederdi? Ya da kaç işletme sahibi, işyerinde sigara içilmesine müsaade ettiği takdirde para cezası ödemek zorunda olmasaydı , müşterilerini sigara içmekten men ederdi?Ortalama insanı bu tür teşvikler ve tehditler doğru işler yapmaya sevk etmektedir. Dünyayı düzenlemeye talip olan, orayı daha yaşanabilir bir yer kılma hedefi olan İslam da teşvik ve tehditi kullanmıştır. Kuranın bir çok ayetinde insan, cennetle müjdelenerek veya cehennemle tehdit edilerek iyi işler yapmaya davet edilmiştir. Ancak bu demek değildir ki, İslam'a mensup olan herkes cennet arzusundan veya cehennem korkusundan dolayı  iyi insanlardır. Evet,sadece bu duygulardan dolayı iyi olan insanlar da İslam nazarında iyilerdir ve davranışları çizginin dışına çıkmadığı müddetçe bunlar da ahirette kurtulanlardan olacaklardır. Ancak İslam'a mensup öyle kimseler vardır ki bunlar ne cennet menfaatinden ne de cehennemin korkusundan dolayı iyilik yaparlar. Sadece Allahın kendilerinden razı olması için bu tip davranışlara yönelmektedirler. Allahın kendileri hakkındaki hükmüne teslim olmuşlardır ve O, kendilerine azap edecek olsa da bundan dolayı isyan etmezler. Çünkü bilirler ki  O adildir ve onlara azap ediyorsa bunu hak etmişlerdir. Kuranın ifadesiyle onlar,rablerinden razı olan kimselerdir. Ve rablerinden razı olan kullar İslam nazarında en üst mertebededirler.

              Dolayısıyla özetle diyebiliriz ki,İslam bir hayat kanunu olduğu için,ortalama insanı hedef alarak ona göre mesajlar vermeliydi. İslam herkesten bu razı olma mertebesine ulaşmasını bekleseydi, bu insanın kaldıramayacağı bir yük olurdu. Ve Allah kullarına kaldıramayacaklarını yüklemez. İslam nefsi levvame, nefsi mülheme, nefsi mutmainne gibi mertebeleri de tanımıştır. Ve bu mertebelere mensup insanlar da her zaman var olacaklardır. Yani demektir ki İslam'ın ideali nefsi merzıyye ye ulaşmış kişidir. İslam illa ki insanların menfaat için iyi davranışlarda bulunmasını şart koşmamıştır.

                    İslam kültüründeki  ‘’kahrın da hoş lütfun da hoş’’, ‘’bana seni gerek seni’, ‘’hoştur bana senden gelen,ya gonca gül yahut diken’’ türünden cümleler müslümanların; genel manada iyilikleri (Salih amel), özel manada da ibadetleri herhangi bir menfaat beklentisi içerisine girmeden gerçekleştirdiklerini göstermektedir. Bu da demek oluyor ki, bir takım ateistlerin iddia ettiği gibi Müslümanlar, karşılığında illa bir menfaate kavuşmak gayesiyle iyilikler ve güzeller yapıyor değildir.

Önceki Yazılar :

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
--------UFUK KÜÇÜK----PİŞMANLIĞA MUŞTU---
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR