Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ŞİZOFRENİK DÜNYALAR - HAKAN DOLGUN
16 Şubat 2016 Salı 21:00
12
14
16
18

MICHEL FOUCAULT, ESRA EROL, NEVROZA YAKALANMIŞ NEVRUZ HANIM VE ŞİZOFRENİK DÜNYALAR

HAKAN DOLGUN

 

 

           

Çok yönlü bir sosyal bilimci olan Michel Foucault’’ un kitapları, dolayısı ile fikirleri ile tanışmam O’ nun ölümünden iki yıl öncesine yani 1982 yılına dayanıyor. Tüm kitaplarını okumuş olmama rağmen “ Cinselliğin Tarihi ( Histoire De La Sexualité) “ adlı eseri daha başka öneme sahip olmuştu nazariyatımda. Psikoloji biliminde Sigmund Freud’ un fikir ve görüşlerine açtığı savaş nedense O’ nu gözümde daha bir cesur ve okunası kılıyordu.

                  Cinselliği okuması, siyasal, politik, üretim ilişkileri, güç, iktidar, modernite ve söylemin biçemi üzerindendi. Modernite tüm kurgusal yapısı ve gücüyle insana -bireye- kendi oluşturduğu yaşam biçimini, değerleri ve söylemini dikte eden, insanı özünden reddeden baskıcı bir iktidar organizasyonuydu. Bu, bireyi kendi normları içinde şekillendiren moderniteden etkilenmeyen bir grup vardı ki, onlar da delilerdi. Michel Foucault’ göre deliler toplumun kalıcı ve yerleşik değerlerine göre hareket edemeyen, davranamayan bireylerdi. Zaten bireyi yaşarken toplumsal baskı ve nihayetinde ölüm yok etmiyor muydu ? Deliler ölüm hacrinde modernitenin dayattığı toplumsal baskıyı teyet geçiyorlardı hem de en esaslısından nanik yaparak.

                 İşte tam da burada makalemizin başlığına uygun bir şekilde konuya girmenin zamanı geldi. Gerçi tarihini tam hatırlayamayacağım bir zaman da Alparslan Nas “Esra Erol'u Foucault ile Okumak “ başlıklı bir makale yazmıştı. Nas ile bizim yazımızın farkı iletişim dersinin yerine psikoloji biliminin daha ağır basması olacak. Ne de olsa ben iletişim bilimci değilim.

                  Herkesin bildiği üzere Esra Erol ve İzdivaç proğramı fenomen olmuş durumda televizyon dünyasında. Evlenmek isteyen erkek ve bayanlar belirli bir formata göre ekranlara çıkartılıp, paravan arkasından ipe sapa gelmez sorular sorarak birbirlerini tanımaya pardon elektrik almaya çalışıyorlar. Tabi fonda sürekli olarak yetenek abidesi orkestranın duruma göre çaldığı şarkılar ve Esra Erol’ un hangi gruba gireceğine bir türlü karar veremediğim dans figürleri de proğramın promosyonu niteliğinde adeta. Bu arada bolca ajitasyon ve bireyi bireye kontrollü olarak kırdırma taktiği de reytingin tavan yapmasında kullanılan en bilinen ve yine en etkili yöntem. Aslında bu kurgu, köyün delisini kızdırıp mahallenin çocuklarına izlettiren şeref ve vicdan nasipsizi köyün Erol Taş’larını anımsatıyor bendenize. Proğramda duygusal dalgalanmalar hiçbir aletle ölçülemeyecek düzeyde. Bir bakıyorsunuz herkes pür neşe kahkaha curcunasında öfori durumu içinde, bir bakıyorsunuz Yedi Kule Zindanları’ ından kaçmış arkasında en az iki ölüsü bulunan katillerin öfke, nefret ve saldırganlıkla asosyal kişiklik bozukluğunda, bir bakıyorsunuz sanki en sevdikleri insanları toprağa az önce gömmenin getirdiği elem ve keder içerisinde minör düzeyden majör düzeye uzanan deprasyon modunda. Bazıları ise Distimik Bozukluğa demir atmış vaziyetteler. Üstelik bu duygu geçişleri çok değil beş dakikalık zaman diliminde gerçekleşiyor. Eski adıyla Manik Depresif Faz II, yeni tanımlama ile Bi-Polar Duygu Durum Bozukluğu’ nun en canlı örnekleri sergileniyor. Araya konan bolca insanların birbirini aşağılaması teatral sahneleri de müessesenin televizyon başında kişilere ve kurgu olaylara taraf olmuş seyircilere hediyesi. Birbirini aşağılama yarışına giren bu insanlar gerçekte yansıtma ( projeksiyon ) savunma mekanizması nı sonuna kadar kullanmakta hiç bir sakınca görmüyorlar. Ne de olsa bunca yaşlarına rağmen şu hayatta günümüz gençlerinin söyleyiş biçimiyle kendilerine bir sevgili bile yapamamış ezikler topluluğu. Tek çare yansıtma kalıyor tabi ki sonunda. Birbirini tanımayan hatta yüzlerini bile görmedikleri insanların birbirlerine ilkokul 3. sınıf düzeyinde şiir benzeri fermente yazılar okumaları, şarkılar söylemeleri, serenatlar yapmaları…. Daha daha neler… Akıl tutulmasıyla karakterize tam bir çıldırmışlık, delilik hali. Hal böyle olunca aslında Michel Foucault yönüyle bu proğramı ve içinde barındırdığı tüm insanları sevmek lazım. Bu delilik halleri ile moderniteye başkaldırıp adeta alay ediyorlar kendilerini ahtapotun kolları gibi sarmış tüm kokuşmuş toplumsal öğreti ve baskıları red ediyorlarken. Ama durun ! Durum bu mihval üzerine gitmiyor. Az sonra paravan arkasındaki adaylar, bu güne kadar koca insan havuzunda eşleşecek karşı cinsi etkileyememiş olmanın acımasız baskısıyla sorular sormaya başlıyorlar karşılıklı olarak birbirlerine. Oda ne ? Az önce ki moderniteyi yadsıyan delilik hali gidiyor birden ve tam tersi bir durumla toplumsal modernite değerleri en baba ve ürkütücü haliyle stüdyoda uçuşmaya başlıyor. Ego savaşları üzerinden son sözü ben söylerime uzanan iktidar savaşları. Baklava karın kaslarına sahip erkek istemeler, katlar, yatlar, atlar, banka hesap numaraları ve miktarları, dizilerdeki hayat standartları ve en pornografik cinsel fantezilerin tatmin edilmesini sağlayacak yüz boğa gücünde libido istekleri. Aman Allah’ ım ! Neler oluyor böyle ? Delilik gitti ve yerine modernite çıkıp geldi. Hem de beş dakika içinde. Haydi yiğitsen çık işin içinden feylozof Michel Foucault kardeşim. Hem de yeni fenomen Tokatlı muhafazakar Nevruz Hanım’la.

                Nevruz Hanım, hiç evlenmemiş olduğunu durmadan vurgulayarak söyleyen ve bundan dolayı da hiç evlenmemiş erkek isteyen bir bayan. İstekleri bununla sınırlı değil. Aradığı adayının olmazsa olmaz özellikleri ; kariyerli, tahsilli, paralı, İstanbul’ un en lüks semtlerinde özellikle de Cihangir’ de oturan, haftanın en az iki günü spor yapan, kendisine bugüne kadar tatmadığı zevkleri tattıracak 30-35 yaş aralığında, 170-175 cm boyunda şarkıcı Tarkan’ a benzemesi gerekli bir damızlık - yine pardon - erkek olmak zorunda. Bu konuda asla bir milim bile tavizkar değil. Ayrıca Nevruz Hanım bu saydığı özelliklere sahip eş adayını Allah' ın Arslan' ı na benzetiyor. Benim cahil halimle dahi bildiğim bu tanımlama Hz. Ali' ( ra) ye verilmiş sıfat. Nevruz hanımın beklentileri dünya sırıkla atlama şampiyonunun olimpiyat rekorunu bile fersah fersah geçecek düzeyde.Lakin sorun değil. Arkasında koskoca modernite ve Esra Erol var. Bir de muhazafakarlık iddiasında olan bir televizyon kanalı. Artık kim korkar hain kurttan ? Dağılın ulen kahpe Bizans' ın alçak soysuzları ! Nevruz Hanım geliyor tüm haşmetiyle. Korkun ve titreyin gayri...

                 Nevruz Hanım ilkokul mezunu taşralı kapalı muhafazakar görünümlü bir bayan. Robotlara özgü, kesik, vurgulu ve mekanik bir konuşması var. Katatonik özelikler gösteren postür duruşuna, jest mimiklere sahip. Göz teması zayıf. Anksiyete eşiğinin yüksekliğinden dolayı sürekli gözlerini kırpıştırıyor ve elleri birbirine bağlı vaziyette parmakları iç içe geçmiş olarak istemsiz ritmik tikler sergiliyor. Obsesif özelliklere sahip tekrarları var. Özenle baskılamaya çalıştığı agresyonu kendisine yöneltilen en ufak olumsuz bir sözde batık kayık misali hemen su yüzüne çıkıveriyor. Daha sonra ki süreçte anlıyoruz ki Nevruz Hanım “ – ben hiç evlenmedim “ beyanatında doğruyu söylememiş. Aslında sekiz yıl evli kalmış ve eşiyle cinsellik yaşamamış. Karşımızda tipik bir Vajinismus vakası var ve ne yazık ki bu olaya başka bir fenomen Haydar Dümen müdahalede bulunamıyor. Nevruz Hanım sekiz yıl sürdürdüğü evliliğini kabul etmiyor. Gerçeğe karşı red mekanizmasını işletiyor. Şizofreniye az kaldı lakin o kadar gaddar olmayıp Nevruz Hanım’ ı Nevroz’ da bırakacağız. Nevrozun bile insanı soktuğu durum gerçekten ibretlik çünkü. Ankara’ da hocam Prof. Dr. Engin Gençtan’ ın özel bir sohbetimizde söylediği “ Oğlum ! Köylü ve kasabalı Türk kadını Nevroz olur, şehirlisi de nevroza burun kıvırıp Deprasyon’ a girer “sözü aklıma geliyor o an. Haklıymış sevgili hocam.

                Iskalanmış, örselenmiş hayatları sergilemesi, kurgunun, ajitasyonun zirve yapması, güçün kutsanması, gerekliliğinin beyinlere esas mesaj olarak verilmesi, yerleşik modernitenin tüm değer ve yargılarının pekiştirildiği format olması acısından izlediğim bu proğram ruh hastalıklarının ve davranış bozukluklarının canlı yayınlandığı mükemmel bir laboratuvar psikoloji profesyonelleri için. Peki izleyiciler için durum ne derseniz ? Cevabım onları da adım adım toplumsal şizofreniye götürecek on üzerinden on numara bir yapım. Aman sakın kaçırmayın diyorum. Dünya böylesine şizofrenik bir dönemde iken sizlerin bundan ayrı düşmeniz düşünülemez.

                 Son söz olarak söyleyeceğim odur ki, yaşam pratiği ile cinsel yönelimlerine katılmayıp, tasvip etmediğim bunun yanında da çok ilkeli bulduğum Foucault, kendi çalışmalarının bile genel geçer daimi doğrulardan olmaması gerektiğine inanıyor ve çalışmalarının kullanıldıktan sonra atılmasını vasiyet edercesine öğütlüyordu. Sizler de benim bu makalemi okuduktan sonra yok sayın. Rahman ve rahim olan Cenab-ı Allah’ ın indirdiği, ‘O’ nun kulu ve elçisi olan Muhammed’ (sav) in bildirdiği, gösterdiği yoldan gayri gidilecek ve kurtuluşa erdirecek yol olmadığını bilin.Modernite' yi es geçin hele ki Esra Erol' u TAM ES GEÇİN... Kalın selam ve dua ile.

                                                                                                                            14 Şubat 2016


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
--------UFUK KÜÇÜK----PİŞMANLIĞA MUŞTU---
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR