Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» YANGIN SABAHI - HASAN HAYYAM
03 Eylül 2011 Cumartesi 11:54
12
14
16
18

 

 

 

 

Siz hiç yangın sabahı yaşadınız mı?

Ben yaşadım efendim, anlatayım.

Bizim buralarda hava genelde rutubetli olur. Rüzgâr çoğunlukla denizden eser. Bilenler bilir, insanı canından bezdiren bir rutubet, bunaltır insanı sıcak yaz günlerinde.

 

Bazen de rüzgâr dağ tarafından gelir. Bütün rutubeti önüne katar, süpürür götürür denize. İşte böyle rutubetsiz günlerde ise bir fırından farkı yoktur buraların. Bilmem kaç yüz metreden, bilmem kaç derece sıcaklıktaki toprağa sürtünerek gelen rüzgâr adeta fön çeker cildinize.

Kızılçam ormanlarımız meşhurdur bizim. Kesseniz odun olmaz, gölgesinde otursanız dinlendirmez, iki tane çivi çaksanız un gibi dağılır. Ama yağmurdan sonra, özellikle sabahları öyle güzel kokar ki bu kızılçam ormanları, insanı mest eder, kendinden geçirir. Bu meziyeti ile de diğer bütün eksikliklerini affettirir. Diğer bir özelliği de çok çabuk yanmasıdır. Bahsettiğim o rutubetsiz havalarda bahane arar yanmak için bu kızılçamlar. Bazen bir sigara, bazen iyi söndürülmemiş bir piknik ateşi, bazen bir evin önünde yakılmış ateşten tutuşan ve can havliyle ormana doğru koşturan aptal bir tavşan, hatta bazen ormana atılan çöplerin arasındaki kırık bir şişeye ait siyah bir cam parçası…

Şimdi anlatacağım yangının sebebi ise bilinmiyor. Büyük Manavgat Yangını devam ederken, bir öğleden sonra başladı bizim yangın. Önce yüksek katlarda oturan ahbaplarımız uzakta bir duman gördüklerini söylediler, ardından birkaç itfaiye aracının sesini duyduk.

Çevredeki orman ve itfaiye ekiplerinin birçoğu Manavgat yangınına gittiği için ilk başlarda müdahale edilemedi. Muğla’dan, Manisa’dan, Aydın’dan gelmiş arozözleri gördüğümü hatırlıyorum.

Manavgat yangınını günlerce haber yapan TV kanallarının reyting iştahını uyandırmadı bizim yangın. Zira turistik özellik taşımaz bizim buralar. Ana haber bültenlerinde gerçekte bizim yangına bile ait olmayan iki tane uyduruk fotoğrafla geçiştirildi.

Böyle büyük orman yangınlarında halktan gönüllüler toplanır. Kazma, kürek, kova, eline ne geçerse yardıma koşar halkımız. İşte bu yangına Oğuz’la ben de katılmıştık.

Ormancılar gönüllü toplamak için geldiğinde, biz Oğuz’la ihtiyar bir çınarın gölgesinde oturmuş, bir yandan en eften püften konular hakkında hararetli bir tartışmayı sürdürürken, bir yandan da çaylarımızı yudumluyorduk. Benim böyle belgesel spikeri gibi anlattığıma bakmayın, biz sıcak yaz günlerinin uyuşuk ikindi vakitlerinde hep böyle vakit geçirirdik. Oğuz bazen öyle bir soru atardı ki ortaya, önce bu sorunun onun aklına nereden geldiğini, ardından bu sorunun cevabını gerçekten merak ederdim. Bazen mekân farklı olabilirdi veya bazen yanımızda işsiz güçsüz takımında birkaç kişi daha olurdu ama serencam hep aynıydı.

 

Gönüllü vatandaşlar birer ikişer kalkarken, birden gözümde vergi dairesinin önünde, belindeki kemere bir cep telefonu kılıfı takılmış, elinde birtakım evraklarla sıra bekleyen bir mükellef görüntüsü canlandı. Bunu bir atom bombasının patlama anı görüntüsü takip ederken Oğuz’a baktım. O anda onun gözlerinde de, fırtınayla mücadele eden yarı yan yatmış bir yelkenli tablosu belirdi.

—Gidelim mi Oğuz?

—Gidelim abi, dedi.

Üç kamyoneti doldurmuştuk gönüllüler olarak. Yangın yerine vardığımızda öncelikle büyük bir şaşkınlık dalgası sardı bizi. Ne yapacağımızı bilemez bir şekilde bakındık iki yanımıza. Yoğun dumandan dolayı gözümüzü bile açamıyorduk. Nefes almakta zorlanıyorduk. İlk şaşkınlığı atlatınca bir şeyler yapmamız gerektiğini düşündük. O anda bir orman işçisi bizi bir traktör römorkunun yanına götürdü. Benim payıma bir kazma, Oğuz’a bir kürek düşmüştü. Yangının yayılmaması için siper kazıp set yapma görevi verildi bize.

O gece, sabahın ilk ışıklarına kadar çalıştık projektör ışıkları altında. Güneş doğmaya başladığında yorgunluktan bitmiştik. Oğuz ısrarla çalışmaya devam ederken, ben yığılıp kaldım bir ağacın altına. Avuç içlerim kazma tutmaktan su toplamış, burun deliklerim ve boğazım dâhil olmak üzere vücudumun her yeri dumandan simsiyah olmuştu.

Sonunda Oğuz da yoruldu ve dönmeye karar verdik. Ama bizi getiren görevliler ortalıkta yoktu. Kendi imkânlarımızla dönmeye karar verdik. Ana yola çıkıp geçen araçları durdurmaya çalıştık. Bizi öylece simsiyah gören kimse durmak istemiyordu. Uzunca bir süre hem yürüyüp hem otostop çektik. Sonunda bir kurtarma aracı durdu bizi almak için. Hemen atladık arkaya. Serin sabah havası bizi kendimize getirmişti biraz.

Eve vardığımda savaştan çıkmış gibiydim. Aslında yangınla savaşmıştık sabaha kadar. Yorgunluk ve kirlilik bir yana, kulaklarımda bir uğultu, ellerimde ateş parçası tutmuşum gibi bir yangı vardı.

İşte bir yangın sabahını ben böyle yaşadım efendim.


  Yorumlar

1 yalçın keleş 17/09/2011 17:09
abi iyi ki senin yangının ateşi dışarı vurmuyor.yok ise senin ateşinin ney ile söndüreceğimizi bilemeyebiliriz..artık bu sabır mı olur, yok ise.....ama en kötü yangın yürekte başlayan yangındır..sönmesi baya bir zaman alıyor...yürek yangını söndürmek için o yürekten anlayan biri lazım....onun dilinden anlayan...ney ile ateşe verilmiş ise, onun ile söndürülmesi ve tekrar ekilmesi gerekir.....

2 sami 04/09/2011 09:25
yangın sabahını bir bayram sabahı gibi, acıları güzel anlatmış.teşekkürler.

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 2 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR