Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ORHAN ZAMAN - DAN BROWN CEHENNEM
12 Haziran 2013 Çarşamba 08:00
12
14
16
18

“Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır.”

 

Davinci Şifresi ile dünya çapında meşhur olan Mr.Brown’u en son tüm dinleri birleştirmeye çalıştığı Kayıp Sembol’de bırakmıştık. Tam filmi çıktı çıkacak derken Cehennem basılıverdi. Oysa önceki kitabı çıkar çıkmaz okuyup ne hayaller kurmuştum. Sinemada filmi beraber izlediğim arkadaşa, bak kitapta bu sahne farklı, diye fısıldayacak sonra dost meclislerinde, adam filmin çekileceğini biliyor, kitap değil senaryo yazmış, diye ahkam kesecektim. Olmadı. Hevesim kursağımda kaldı. Olsun çok değil Dan Brawn’a. Hem ümidim var, çekilmediyse de çekilmeyecek değil ya.

Önceki kitaplarında özellikle resim ve heykellerin şifresini çözen Robert Langdon’u bu kitapta bir şiirle boğuşurken buluyoruz. Ve görsel hafızası mükemmel olan profesörün aslında kelimelerle de arasının iyi olduğunu öğreniyoruz. Şifresi çözülmeye çalışılan şiir on dördüncü yüzyıl şairi Dante Alighieri’nin İlahi Komedya adlı eseri. (Orta Çağda "Komedya", "tragedyanın" aksine sonu iyi biten hikâye anlamına gelirdi. “Komedya” kelimesi eserin komik unsurlar barındırdığı anlamına gelmiyor.)  Yazara ilham veren eser  “Cehennem, Araf ve Cennet” olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Ve şair bu epik şiirinde bu mekanlara yaptığı yolculuğu anlatıyor. Aslında eserin adı “Komedya” iken “İlahi” kelimesi şiir kilise tarafından çok beğenildiğinden sonradan eklenmiş. Leonardo di ser Piero da Vinci’nin (Davinci deyip geçiyoruz biz de…) Son Akşam Yemeği tablosundan sonra bizce bu şiir çok güzel bir seçim olmuş. Zira bu tarz eserler okuyucuda hep bir merak uyandırmıştır ve esere zenginlik katacak pek çok söylenceyle doludur.

Resmin, eski sembollerin romanlarını yaptıktan sonra bir de şiirin romanını yapmak orijinal bir düşünce gibi dursa da ilk değil. Mesela İskender Pala’nın harika romanı Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk’ı  Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun şiirinin romanıydı hatırlarsanız. Hatta romanın kahramanı bizzat perşömen kağıda yazılmış şiirin kendisiydi. Uzatmayalım. Dante ve Komedya’sı roman için iyi bir seçim. Şairin devrini ve sonrasını ciddi şekilde etkilemiş. Hatta kitabın tabiriyle insanlar şiirdeki cehennem tasvirlerinden öyle ürkmüşler ki (Kıyamet Suresi’ni de okumadıkları için) akın akın kiliselere koşmuşlar. Allah hayrını kabul etsin.

Roman Floransa’da başlıyor ve İstanbul’da son buluyor. Profesör ve doktor –esas kız- şiirden hareketle Avrupa’nın türlü müzelerindeki türlü sanat eserlerinin gizemlerini peşlerinde de kötü adamlar olduğu halde çözmeye çalışıyorlar. Ne aradıklarını, neden aradıklarını, dünya nüfusunun fazlalığıyla kafayı bozmuş olan yeşil gözlü kötü adamın neyin peşinde olduğunu siz değerli okurların keyfini kaçırmamak için elbette söylemeyelim. Ancak, kitabın değerlendirmesini okudum, biliyorum ben onu, diye hiç düşünmeyin çünkü siz mevzuyu birkaç kere anladığınızı sandıktan sonra bile mevzunun birkaç kere daha değiştiğini görüyorsunuz. Eski zamanların başını okuyup sonunu tahmin ettiğiniz filmleri, kitapları eskide kaldı dostlar.

İstanbul tasvirleri oldukça etkileyici. Atatürk Havalimanı’ndan tarihi yarımadaya güzel ve heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Sultanahmet Camii ile Ayasofya müzesi arasındaki parkta durup bir camiye bir Ayasofya’ya bakan kahramanı Tom Hanks kılığında düşünüp, filmi güzel olurdu, demekten kendinizi alamıyorsunuz. Hasılı yazarımız köklü bir şiirden hareketle yola çıkmış ve final sahnelerini bunlara yakışır mekanlarda hayata geçirmiş.

Bunca övgüden sonra yine de şu iki eleştiriyi eklemeden geçemeyeceğim: Yazarın bilimsel bir dille romanın konusuna yedirmeye çalıştığı evrim bağlantılarını saçma buldum. Ve ayrıca “gururla dalgalanan ay yıldızlı Türk bayrağı” tabiri bana pek bir Türk usulü geldi. Hele hele “İstanbul, laiklerle İslamcıların bir arada yaşadığı şehir.” cümlesinden hepten işkillendim. Günahları boynuna, bu cümlelerde bizim Türk yayıncıların parmakları olabilir. Romanın İngilizcesine bakmak lazım. Okuyunuz efendim: Cehennem’in kapıları İstanbul’a açılıyor.

Inferno, Cehennem, Dan Brawn, Altın Kitaplar, İstanbul, 2013. (574 sayfa)

 

 

 


  Yorumlar

1 Orhan Zaman 15/06/2013 19:11
aklimizadüşünce takipçileri için özel olarak okundu ve hazırlandı...

2 FERDA 13/06/2013 11:44
YENİ VE SICAĞINA BİR YAZI OLMUŞ.

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 2 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR