Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» MUSA KIRCA - UHUD ŞEHİDLİĞİ VE OKÇULAR TEPESİ
02 Aralık 2012 Pazar 19:12
12
14
16
18

 

             MEDİNE TURU

        Mescid-i Nebinin kuzey tarafından açılan bulvar takip edilirse, 5 km’lik mesafedeki Uhud Dağının eteğine, Uhud Savaşının olduğu bölgeye ulaşılır. Bir sabah vaktinde, Türkiyeli ziyaretçilerin yoğun olduğu okçular tepesinin önüne varıyoruz. Sivri, 50-60 m uzunluğunda 15-20 m yüksekliğinde bir tepe. Bugünün savaş koşullarında hiçbir stratejik önemi olmayan, ama o günkü koşullarda savaşın olduğu alanın, doğu-batı yönlerinden kontrol altına alınmasını sağlayan önemli bir savunma mevzii konumunda. Zira iki yönden de savaş alanına girenler okçuların menziline giriyorlar ve hedef haline geliyorlar. Savaşın hatırası olarak bir tek şehitlik kalmış. Savaş alanı, dağın eteğine kadar yerleşim bölgesi haline gelmiş.

       Okçular Tepesi’nin eteğinde, üstünde ziyaretçiler guruplar halinde toplanmışlar, rehberlerini dinliyorlar, çokça da resim çektiriyorlar. Bu resim çekme-çektirme arzusu Kâbe’nin kapısına kadar uzanıyor, bu da ilginç geldi bana; maddi hayattan uzaklaşırken bir yandan da onu hatırdan çıkarmamak gibi bir şey sanki.

 

           Uhud’da hüzünlü bir hava vardı. Hazreti Hamza, Mus’ab B. Umeyr ve daha başka sahabeler orada isimsiz mezarlarda yatıyordu. Türkiye’deki mezar algımızdan mı kaynaklanıyor acaba, isimsiz mezarlar, tıpkı Cennet-ül Baki’de olduğu gibi içimde uzaklık hissi doğuruyor. Tümden bir yakınlık hissi söz konusu olsa da açıkçası mezarlara karşı birer birer bir ünsiyet oluşmuyor.

         Uhud’u itaatin ve disiplinin bir sınama yeri olarak tekrar hatırlıyor ve yavaş yavaş oradan uzaklaşıyorum. Orada okçular itaatin ne demek olduğunu, Hazreti Halid’in süvarileri de disiplinin karşılığını gördüler.

 

   

 

                İlk Cuma namazının kılındığı Kuba mescidinden sonra yolumuz Medine İstasyonu’nun yanından geçiyor. O anda Fahrettin Paşayı ve Medine Müdafaasını hatırlıyorum. Yüreğim burkuluyor. İstasyon koruma altına alınmış, etrafı çevrili. Karşısında bir Osmanlı camisi yer alıyor. Cami ve istasyon binası bize ait mimari özellikler sunuyor. Diğer cami ve mescidlerin yanında bu binaların sadece görsel farklılığı bile hoşumuza gidiyor. Karımla birlikte Osmanlı hatırasını gururla seyrediyoruz.

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR