Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» HÜSEYİN ARSLAN - ÂTEŞ-İ AŞK
02 Aralık 2012 Pazar 19:29
12
14
16
18

 

“Aşk imiş her ne var  âlemde

İlm bir kîl û kâl imiş ancak”      Fuzûlî

Aşktır ki odunu yeşertir, meyve veren bir ağaca çevirir. Çünki “od”a düşmüş, yanmış, içindeki histen yoksun damarlar hayat bulmuş, ihyâ olmuş ve muhabbet ile dolmuştur. Âteş-i aşktır ki hakikaten gönlü tutuşturmuşsa; saldırgan bir arslanı uysal kediye tebdîl eder. Gözler ağlar, çağlayan olur. Artık gönül kaynağı çağlamış ve onu çeşmeler durduramaz hâle gelmiştir.

Âteş-i aşk varsa, artık âşık yok demektir. Bir tek mâşuk söz konusudur. Hayâlde de hakîkatte de olan sadece odur artık. Bu durumda âşıka mecnûn derler ammâ âşık için de bilakis gayrısı çıldırmıştır. En ehil etıbbâ bile getirilse çâre olmaz. Zîra mecnûn için derd-i aşkın kendisi bir tedavidir. Vuslatı da reddeyler âşık. Onun için, tabibin ilacı ağudur. Sevgiliden bir haber ile dünyadan bîhaber olmayı ecza kabul eder o.

Eşrefoğlu Rûmî  gibi

“Cihânı hiçe satmakdur adı aşk

Döküp varluğı gitmekdür adı aşk.

                   *   *   *

            Elinde sükkeri ayruğa sunup

            Ağuyı kendi yutmakdur adı aşk”   

 

Fâni dünyada mâşûka vâsıl olmak da onu tatmin etmez hatta onu zora sokar. Ateş nasıl suda sönerse, mecnûn da kavuşmada aklını kaybeder. Adetâ fâni dünyada kavuşulursa  dâr-ı bekâda tevhid sırrına vâkıf  olunamayacağı yönünde bir inanç oluşur âşık-ı sâdıkta.

Der yine Eşrefoğlu

 “Gel bu aşkın şerbetinden bir kadeh nûş eylegil

            Gel bu aşk ile başunı tâ ebed hoş eylegil”

           Âşık ki gönlü zenginleşir de ânı dağıta dağıta umulur ki Hakk’a kavuşur. İbtidâ emeli, mâşûkuna kavuşmaktır amma gün olur ayrılık cân verir ona ne sevgiliyi görür gözü ne kendini bulur özü. Söyler Selikî (XVI. yy);

 “Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenhâ bulamam

Seni tenhâ bulıcak kendimi asla bulamam”

Âşıktır ki artık istese de saklayamaz ne kendini ne yandığını. Çünki artık bir isti’dâda dönüşür aşk. Nasıl demir ateşle dövülür tavını bulur, kalb de yanar yanar, nihayet yumuşar ve istese de kabalaşamaz. Her hakikat ehli bu mertebede mecnûn olur ve vazgeçer maldan mülkden tâ ki canından gayrıya verir. Bütün âşıklar da onun gerisine düşer. Der Fuzûlî;

“Bende Mecnun’dan füzûn âşıklık isti’dadı var

            Âşık-ı sadık benim Mecnûn’un adı var”

          Aşık sadece mâşûkuna meftûn olmakla kalmaz, onunla bir şekilde buluşan eşyaya da tutkundur. Öyle ki bütün kainat sevimlidir ona çün sevdiği yaşamaktadır bu âlemde. Ve kudemâ istemez sevgiliyle hemhâl olmayı. O zaman bilir ki sevgi de kaybolur sevgili de. Bilir ki bakışla güzelleşen, musahabe ile zenginleşen aşkın dokunmakla tılsımı bozulur. Kim bilir aşk ile evlenenlerin birçoğunun ahirde aynı tadı alamayışları hatta boşanmaya kadar işi götürmeleri belki de bu sebeptendir.

Her şeye rağmen, ilimde derinleşenler olduğu gibi aşkta da sırra erip derinleşenler var olup tahammülün ötesine geçerler ve onlar her iki taraf için yükü çekerler. ( Çoğu sevgili ise yükü kendisi çeker zanneder.) Ve sevdikçe severler uzaktan uzaktan, mümkünse görünmeden. Sûret-i aşk ise kimbilir hangi zanlar ile meşguldür ?

Der yine Fuzûlî;

            “Cânı kim cânânı için sevse cânânın sever

Cânı için kim cânânın  sever cânın sever”

Peki ya her durumda azalmayan aşk hangisi dersiniz ? Ya aşkı kim yarattı dersin ey tâlib İyisi mi biz Hayâlî Bey’e kulak verelim:

“Cihan-ârâ cihan içindedir ârâyı bilmezler

            O mahîler ki derya içredir deryayı bilmezler.”

Netice ki “Aşk ile kişi varmaz kötüye / Kötü kişi bile muhlîs olur aşk diye”

Yine anlatamadıysak ey tâlib kusurumuz affola amma eğer daha bir hoş söz arzu edersen illâ; ya kıraat eyle İbn Hazm’dan “Tavku’l-Hamame” (Güvercin Gerdanlığı), ya oku Kitâb-ı Aşk (İskender Pala) veya temâşa eyle “Baran” filmini yönetmen Majid Majidi’den. Vesselam...

   “Allah’tan daha güzel boyası olan kim?” (Bakara 138)


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR