Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» HÜSEYİN ARSLAN - BATININ “İYİ VAHŞİLERİ” ÖLÜLER VE “KÜÇÜK AĞACIN EĞİTİMİ” -2-
27 Şubat 2013 Çarşamba 08:32
12
14
16
18

 

Carter’ın ‘Küçük Ağacın Eğitimi’ basit bir biyografi olmaktan çok daha fazlasıdır. Beyaz adama yaptıklarını hatırlatıp yapması gerekenleri de dolaylı olarak belirtirken,  âdeta Andrei Tarkovsky’nin filmleriyle yaptığını yapmaktadır. Nasıl Tarkovsky “Sinema, insanlığa hiçbir şey öğretemez, çünkü insanlık, hiçbir şey öğrenemeyeceğini, son dört bin yılda yeteri kadar ispatlamıştır.” Der ama yine de içindeki bir ümide atıf yaparak filmlerini gerçekleştirmişse Carter de aynısını hayatı ve kitaplarıyla yapmıştır. Hem hâkim siyasî sisteme hem de din adı altında sunulan kepazeliklere karşı durmuş ama bütün bu şekilde tavır sergileyenlerin olduğu gibi onun da başı dertten kurtulmamış ve nihayet bir suikaste kurban gider.

Carter kitabına “Baba öldükten sonra Anne bir yıl yaşadı. Beş yaşındayken Büyükanne ve Büyükbaba’mla yaşamaya başlamam böyle oldu..” diye başlar ve neredeyse gereksiz ya da fazladan hiç bir şey yazmaz. O bunu da adeta büyükbabasından öğrenir  ve bunu annesinin de ölümünden sonra kendi akıbetinin ne olacağı kabilede tartışılırken, büyükbabanın ne yaptığını anlattığı; “Büyükanne benim hiç ağlayıp sızlanmadığımı söyledi; yalnızca tutunmuşum. Tutunmakta direndiğimi gören Büyükbaba, uzun bir süreden sonra uzandı ve kocaman elini başıma koydu.“Bırakın onu!” dedi. Onlar da beni bıraktılar. Büyükbaba kalabalıkta ender konuşurdu, ama Büyükanne’nin söylediğine göre konuştuğu zaman insanlar onu dinlermiş...” sözleriyle belirtir. (K.A.E.  Say Yayınları 2010   s. 8)

Bizim, kâinattaki sünnetullahın işleyişi olarak tanımladığımız düzene ‘gidişat’ diyen Carter bir Tal-con’un (şahinin) bir bıldırcını yakalamasına üzüldüğünde; Küçük Ağaç’a büyükbabanın gidişat üzerine verdiği dersi şöyle anlatır: “ Üzülme Küçük Ağaç! Gidişat böyle. Tal-con yavaş olanı yakaladı. Böylece yavaş olan, gene yavaş olan çocuklar yetiştiremeyecek. Bıldırcın yumurtalarını en az bin fare yer. Hem hızlı hem de yavaş bıldırcın yumurtalarını. Yani tal-con, Gidişat sayesinde yaşar. Bıldırcına yardım eder. Gidişat böyle. Yalnız gereksinim duyduklarını al. Geyik alıyorsan, en iyisini alma. En küçük ve en yavaş olanını seç, o zaman geyik daha güçlü olur ve her zaman sana et verir. Pa-koh (panter) bunu bilir. Sen de bilmelisin! Yalnızca Ti-bi (arı), kullanabileceğinden fazlasını depolar. Bu yüzden ayı tarafından soyulur. Rakun ve Çerokiler tarafından da. Paylarından fazlasını depolayan ve kendilerini besleyen insanlar için de bu böyledir. Ellerindekini kaptırırlar. Bu konuda savaşlar olur... Uzun konuşmalar yaparak paylarından fazlasını ellerinde tutmaya çalışırlar. Bir bayrağın onlara bunu yapma hakkını verdiğini söylerler. Erkekler, sözler ve bıçaklar yüzünden ölürler, ama Gidişat’ın kurallarını değiştiremezler.” (K.A.E.  Say Yayınları 2010   s.17)

İnsanlığın hayrına olacak faydalı bilginin paylaşılması gerektiğini,  “Büyükanne doğru yaptığımı söyledi. Çünkü iyi bir şeyle karşılaştığın zaman, yapman gereken ilk şey bulabildiğin insanla onu paylaşmaktır; bu şekilde iyilik öyle bir yayılır ki  nereye gittiğini bilemezsiniz. Ki bu da doğrudur.” (K.A.E.  Say Yayınları 2010    s.74)  sözleriyle  ifade eder.

            Carter dünyevileşmenin tehlikesine de şöyle dikkat çekmektedir: “Büyükanne herkesin iki aklı olduğunu söyledi. Akıllardan biri bedenin yaşaması için gerekli olan şeylerle ilgiliydi. Bede için nasıl barınak, yiyecek ve benzeri şeyler bulabileceğini düşünmekiçin bu aklı kullanmak gerekirdi. Eşleşmek ve çocuk sahibi olmak için de bu aklı kullanmak gerektiğini söyledi. Ama bu tür şeylerle hiç mi hiç ilgisi olmayan başka bir aklımız daha varmış. Dedi ki bu ruh aklıymış. Büyükanne beden aklını açgözlü ya da hırslı olmak için kullanır, onunla her zaman insanları kandırır ve onlardan nasıl maddi çıkar sağlayacağını düşünürsem ruh aklını bir cevizden daha büyük olmayan bir boyuta düşüreceğimi söyledi... (K.A.E.  Say Yayınları 2010    s.77) 

            Küçük Ağacın Eğitimi’nde Carter hayatın hemen her alanındaki sırlardan  bahsettiği gibi cimrilik üzerine de eğitim aldığını zikreder.   “Bay şarap bana bir kalem verdi. Uzun ve sarıydı. Kalemi açmanın belirli bir yolu vardı, böylece ucunu fazla ince yapmazdın. Ucu fazla ince yaparsan kırılırdı ve yeniden açman gerekirdi; ki bu da kalemi hiç mi hiç gerek olmadan kısaltırdı. Bay Şarap dedi ki bana gösterdiği kalem açma yolu tutumlu bir yolmuş. Dedi ki tutumlu olmak ile cimri olmak arasında fark varmış. Cimriysen, paraya tapan büyükbaşlar kadar kötüymüşsün ve paranı zorunlu olduğun şeyler için kullanmazmışsın. Dedi ki, ‘Bu şekildeysen o zaman para senin Tanrındır ve bütün bunlardan iyi bir şey çıkmaz.’...

            Ve daha nice hayat dersleri... Kızılderililer...beyaz adamın kendilerine açtığı yoldan yani zulüm, işkence ve ölüm yoluna girdiler tam beşyüz yıldır. 1492 yeni bir kıt’anın batı tarafından keşfinden çok bir katliamın başlayışının yıldönümüdür. İyisiyle kötüsüyle Kızılderililer, S. Spielberg’in “Into the West” ‘ te ustaca işlediği gibi  masumca başlarını kılıcın altına koydular.  Amerikan iç savaşı sonrasında Kızılderililer için mengenenin son kertesi de kapanmak üzeredir. Tatanka İyotanka'nın (Oturan Boğa), 19 Temmuz 1881'de, açlık çeken ve donmak üzere olan, çoğu kadın ve çocuk 200 kişiyle birlikte teslim olmasını izleyen yıllar, Kızılderililerin direnişinin bir kıvılcımla parlayıp sonra da ebediyen söndüğü yıllar olarak tarihe geçecektir. Gerçekler ise çoğu zaman Amerikan basınının ve film endüstrisinin, hakkın üstünü örttüğü zulmet perdesince örtülmüştür. Zaman zaman bu perdeyi aralamaya çalışan Carter gibilerin kitapları, yönetmenliğini ve başrolünü Kevin Costner’in üstlendiği ‘Kurtlarla Dans’ filmi, yönetmen ve oyuncu Clint Easwood’un çektiği ‘Batı Barut Kokuyor’ ve S. Spielberg’in 2Into the West’ gibi filmler olsa da beyaz adam yaptığı katliamların hâlâ tam olarak ortaya konulmasına izin vermemektedir.

            XIX. yüzyıl ortalarında Kızılderililer için “tehcir” yasası çıkarılmaya çalışılırken, Başkan Jackson ve Cumhuriyetçiler Kongre'yi ele geçirip 'Tehcir!' diye bağırırlarken, milli kahraman olarak saygı gören Tennessee delegesi Davy Crockett'in siyasi hayatı, Çerokileri desteklediğinden dolayı bitirilir. Sonuçta Davy Crockett şöyle diyecektir: 'Dürüst olup lanetlenmeyi, ikiyüzlü olup sonsuza kadar anılmaya yeğlerim'. Neticede 200'e yakın kabileden 90'ı Yerli Bölgesi olarak adlandırılan (bugünkü Kansas ve Oklahoma) bölgesine  sürülmüşlerdir. Yeryüzündeki bütün hakiki özgürlük mücadelecilerine ve adalet arayıcılarına selam olsun der ve ‘Küçük Ağacın Eğitimi’ kitabının okunmasını dilerim.

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR