Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» EMİNE GÜLER - 19.YY’DA İZMİR’DE KÜLTÜREL HAYAT
09 Temmuz 2013 Salı 10:00
12
14
16
18

19. yüzyıl, kentte önemli yapı­sal değişimlerin meydana geldiği bir dönemi oluşturmaktadır. Hemen, 1850’lerin sonlarında yapımına başlanan Aydın ve Kasaba demiryolla­rı ve bunların Buca, Şirinyer, Seydiköy, Borno­va bağlantıları, daha sonraki yıllarda denizin doldurulmasıyla vücuda getirilen birinci ve ikinci kordonlar, çalıştırılmaya başlanan tramvaylar, yine aynı sıralarda geliştirilen körfez vapur seferleri, İzmir'de, fiziksel görünüm kadar, kültürel ilişkileri de önemli ölçüde etkilemiş ve geniş­letmiştir. Bu bakımdan, 1856-57 yılları öncesin­de, ancak yaya, gerektiğinde eşek ve atlarla gerçekleştirilebilen ulaşım ve dolayısıyla, sosyal yaşam ilişkileri, daha sonraki dönemlerle karşı­laştırıldığında, bir hayli farklı görünümler ver­mektedir.

Birbirlerinden oldukça kopuk bir yaşam biçimi sürdüren çeşitli toplumlardan olu­şan bir mozaik kent görünümündeki İzmir'de, tek ve ortak alışkanlıklardan ve geleneklerden söz etmek de, esasen pek mümkün değildir. Ör­neğin, 19. yüzyıl ortalarına değin, sayısal bir üstünlük gösteren Türklerin sosyal yaşamlarında, diğer toplumlardan hemen tamamen ayrı kaldık­ları, herkesçe bilinmektedir. Aynı durum, bir de­receye kadar, kentteki Musevi toplumu için de geçerli olmuştur. Buna karşılık, doğu rehaveti içinde, batıya dönük bir yaşam sürdürmeye ça­lıştıkları söylenen Levantenlerle, onlara benze­meye özenen Rumlar ve biraz da Ermeniler ara­sında bazı benzerlikler ve ortak alanlar bulundu­ğu anlatılmaktadır.

Aslında, İzmir'deki yabancı kökenliler, birçok yazar ve gezginin de belirttiği gibi, birlikte yaşa­ma ve birbirleriyle evlenmeler sonucunda, artık, çoğunlukla, kendi etnik kökenlerinin özellikleri­ni, zamanla yitirmiş ve gerçekten de, Levanten (ya da Frenk) adı altında genelleştirilen bir kim­liğe bürünmüşlerdir.

Bu evliliklerin, bazen kentteki Rum ve daha seyrek olarak da, Ermeni kızlarıyla gerçekleşti­rilmesinin, bunların, doğu alışkanlıklarına daha da çok yaklaşmalarını sonuçlandırdığı anlatıl­maktadır. Bunun yanı sıra, Levanten ailelerin hepsinin, İzmirli, ya da adalı Rum hizmetçileri ya da dadıları vardır. Bu durumun, özellikle, ço­cukların yetişme biçiminde etkili olduğu sanıl­maktadır. Bazı yazarlara göre Rumca, bu neden­le, çeşitli kökenli Levantenlerin, adeta ortak an­laşma lisanı haline gelmiştir.

19. yüzyılın ilk yarısı içinde, İzmir'de, dini misyon etkinliklerinin de, bir hayli hızlandığını görüyoruz. Gerek Katolik, gerekse Protestan misyonerler, kentte bulunan Hıristiyan ve Muse­vi toplumları üzerinde çalışmalarını yoğunlaştır­mışlar ve Museviler konusunda herhangi bir ba­şarı sağlayamamalarına karşın, Rumlar ve daha çok da, Ermenilerden bazı aileleri kendi mezhep­lerine çekmeye muvaffak olmuşlardır. Bu çalış­maların, söz konusu gruplar arasında, birtakım sosyal ilişkilerin kurulmasını gerektirmiş oldu­ğunda kuşku yoktur. Öte yandan, din baskısının güçlü olduğu bu sıralarda, Ortodoks Rumlarla, Katolik Levanten­ler arasında, pek de dostane sayılamayacak duyguların egemen olduğu belirtilmekte, Rum­larla Musevilerin ilişkileri ise, daha da olumsuz görüntüler vermektedir. Öyle ki, özellikle belirli dini bayram günlerinde, bir Musevi’nin, Rum ma­hallelerinden geçmesinin, son derece riskli oldu­ğuna, pek çok gezi notunda işaret edilmiştir.

Türklere gelince, apayrı dünya görüşleri ve inançları nedeniyle, yabancı kökenlilerle, aile düzeyinde sosyal ilişkilere girmeleri, söz konusu olamamıştır. Türklerin, diğer unsurlarla ilişkileri, daha çok iş temasları düzeyinde kal­makta ancak, zaman zamanda, gerek kentte yerleşik olan, gerekse kente gelen yabancılarla, bir arada olunduğu ziyafetler verildiği anlatıl­maktadır. Doğaldır ki, bu gibi sosyal ilişkiler, da­ima erkekler ve kadınlar arasında ayrı ayrı ger­çekleştirilebilmiştir.

  Birbirlerinden oldukça kopuk sosyal ilişkiler içinde bulunan grupların oluşturduğu İzmir ken­tinin, 19. yüzyılın ilk yarısındaki sosyal ve kültü­rel yaşamından söz ederken, bir genellemeye gi­dilemeyeceği, böylece anlaşılmaktadır. Bu ne­denle yaşam biçimi söz konusu edildiğinde çeşit­li toplumların ayrı ayrı incelenmesi, bir zorunlu­luk haline gelmiştir. Ama yine de, arada da olsa, bazı hallerde, bu toplumlar arasında ortak sos­yal ve kültürel temasların var olabileceğini de hatırlayarak, bu konuda kendine özgü batı-doğu sentezi içinde, en renkli etkinliklerin sürdürül­mekte olduğu kültürel yapı ile konumu­za girmek istiyoruz.

İZMİR KÜLTÜR SANAT.jpg         İlk kuruluş tarihi çok eskilere giden İzmir Kenti'nin, o dönemlerden başlayarak, bugüne kadar geçirdiği evreler, pek çok yazar tarafından ele alınmış ve bu konuda, çok sayıda araştırmalar yayınlanmıştır. Bunların büyük bir kısmının, konuları, bir tarihçe dizini içinde ele alındığını ve kronolojik bir biçimde değerlendirdiğini görmekteyiz. Kentin, fiziksel ve ekonomik gelişmesi, çokça araştırılmış olan konular arasındadır. İzmir kent tarihine dair araştırmalarda bulunan Rauf BEYRU 19.Yüzyılda İzmir Kenti adlı eserinde bunlardan biraz farklı olarak, İzmir'den çok, İzmirlilerin yaşam biçimini ve yalnızca belirli bir zaman süresinde, 19.yüzyıl içinde incelemektedir. Aslında, kente ve kent yaşamına ilişkin, sözel ve görsel ayrıntılı bilgi ve belgelere daha çok 17.yüzyıl başlarından itibaren rastlanabilmektedir. İzmir Kenti'nin, bu dönemden sonraki gelişmesi konusunda elde var olan bilgi kaynakları, çoğunlukla, yabancı gezgin ve yazarların gezi notları ve bu arada hazırlanmış olan birtakım kroki, harita ve gravür gibi görsel malzemelerdir. Bunlara, 19.yüzyıl başlarından sonra, gazete haberlerinin ve makalelerinin de eklendiğini görüyoruz.

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
--------UFUK KÜÇÜK----PİŞMANLIĞA MUŞTU---
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR