Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» EMİNE GÜLER - 19.YY DA İZMİR’DE KÜLTÜREL HAYATA BAĞLI KURUMLAR
05 Ağustos 2013 Pazartesi 14:00
12
14
16
18

-KÜTÜPHANELER-KIRAATHANELER

EMİNE .jpg Osmanlı'nın son yüzyılında İzmir, Manisa (Saruhan), Aydın, Denizli ve Muğla (Men­teşe) illerini de içine alan Aydın vilayetinin merkeziydi. İzmir, bugün Ege Bölgesi diye adlandırdığımız geniş bir bölgenin, sadece ticaret merkezi değil, aynı zamanda bir kül­tür ve sanat merkezidir. Bu şehir, imparatorluğun genel kültür ve sanat ortamından, da­ha doğrusu asıl büyük merkez olan İstanbul'daki fikir ve sanat hareketlerinden ve tabii Batı'dan derin surette etkilenmekle birlikte, aksine bir hareketle Ege Bölgesi'nin diğer merkezlerini, imparatorluğun diğer kültür ve sanat merkezlerini, tabii bu arada İstan­bul'u da etkilemekteydi.

  Söz konusu dönemde Türk çevrelerinde ortaya çıkan fikir ve sanat hareketlerine kaynaklık eden veya fikir ve sanat adamlarının yetişmesinde önemli rol oynayan mer­kezleri şöyle sıralayabiliriz. Camii ve medreseler, kütüphane ve kıraathaneler, tekke ve zaviyeler, resmi ve özel modern okullar, matbaalar, gazete ve dergi idarehaneleri, tiyat­rolar, kültür, sanat ve meslek dernekleridir.

  Bu kültür kurumlarına tarihi bir açıdan baktığınız zaman, ilk olarak söz konusu dönemde İzmir'de 69 cami ve mescit bulunduğunu Münir Aktepe'nin yaptığı araştırmalardan anlıyoruz. Bu cami ve mescitlerin yanında çoğu zaman birer medrese de bulunmaktaydı ki gene aynı araştırıcının tespitine gören bunların da sayısı kırka yakındır. O devirde genel olarak "ulema" terimiyle ifade edilen din adamları -imam, hatip ve müderrisler- bu kurumlarda bir taraftan halka dini ibadetlerin yapılmasında bir çeşit kılavuzluk yaparken, bir taraftan da halka ders veriyor, öğrenci yetiştiriyor, camilerdeki kütüphaneleri idare ediyor ve dini ve edebi nitelikte eserler veriyorlardı. Bu son dönemde camilerde "imam-hatip" ve "hafız-ı kütüp" olarak çalışan tanınmış kişiler arasında  Ab-dülkadir ve Derviş Mehmet İzmirî, Hasan Akif ve Rakım Elkutlüyu, medreselerde ders verip öğrenci yetiştirenler arasında da Yozgatlı Mustafa Keşfi, Müftü Mehmet Sait, Man-surizade Mehmet Sait, Maraşlı Kâmil, Şeyhzade Ali Haydar ve Kerküklü Şeyh Mehmet Nuri'yi sayabiliriz. Bunlardan özellikle Mustafa Keşfi ve Müftü Mehmet Sait efendilerin birçok kişiyi etkiledikleri, birçok öğrenci yetiştirdikleri, devre ait kaynaklarda sık sık belirtilmektedir.

 İzmir'in Türk unsuruna hitap eden kütüphaneler ki bunlar genellikle birer vakıf kütüphanesiydi, başlangıçta camilerde bulunuyordu. Esasında kitap sayısı bakımından Rum ve diğer unsurlara ait kütüphanelerden oldukça geride olan bu vakıf kütüphaneleri arasında belli başlıları Hisar, Şadırvan, Müftü ve Kemaraltı camilerine ait kütüphanelerdi. H. 1296 (1878) tarihli Aydın vilayeti salnamesinden anlaşıldığına göre bunların en büyüğü olan Müftü Camii kütüphanesinde dört bin kitap bulunmaktaydı ki bu rakam, vakıf kütüphanelerinin kitap sayıları hakkında bize bir fikir vermektedir.

  Bu kütüphanelerin sonradan çağın ihtiyaçları karşısında yetersiz kalması dolayısıyla bazı aydınlar, Sultan Abdülhamit döneminde özel kütüphaneler kurma yolunda birtakım girişimlerde bulunmuşlardır. Bu konuda bildiğimiz en önemli girişim, Darülirfan okulu müdürü Giritli Ali Refet Efendinin 1897'de kurduğu Osmanlı Kütüphanesi adlı kitaplıktır. Bu kitaplık kurucusunun büyük fedakarlıklarıyla II. Meşrutiyet'in ilk yıllarına kadar yaşatılmıştır. Bundan başka Hafız Ahmet Sabri'nin 1893'te kurduğu İzmir Kütüphanesi gibi hem kütüphane hem de bir yayınevi olarak çalışan kurumlar da bulunmakla birlikte bunlar uzun süre yaşamamıştır. Kütüphane konusundaki en önemli girişim, II. Meşrutiyet'in ilk yıllarında İzmir'in önde gelen aydınları tarafından başlatılan bir genel kitaplık kurma girişimidir. Daha sonra Milli Kütüphane adıyla tanınacak olan bu genel kitaplıkla ilgili ilk çalışmalar, Kadı zade İbrahim Rıfat'ın öncülüğünde 1910 yılının sonlarında başlamış, 6 Temmuz 1912'de geçici bir binada açılan Milli Kütüphane'nin kendine ait bina ve eklerinin tamamlanması ancak 1933'te, yani cumhuriyet döneminde mümkün olabilmiştir. Halen 300 bin kitap ve otuz bini aşkın periyodikle İzmir'in büyük bir bilim ve kültür merkezi olarak çalışmakta olan bu kurumun, gelir getirmek amacıyla yapılıp sinema ve tiyatro salonu olarak kullanılan binası 1926'da, asıl kütüphane binası ise 1933'te bitirilebilmiştir. Kütüphanenin belli başlı kurucuları arasında Mahmut Tahir, Mehmet Sezai Söker ve Miralay Selahattin gibi yazarlar ve Celâl Bayar, Celâl Saygun, Süleyman Ferit Eczacıbaşı, Talat Muşkara, Hamdi Aksoy gibi tanınmış politikacı, sanatçı ve işadamları vardır.

  Milli Kütüphane'nin bilimsel işlevinin yanı sıra II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde tiyatro ve sinema sanatları için de önemli bir merkez oluşturduğunu, Millî Kütüphane Sineması'nda birçok tiyatro faaliyetinin gerçekleştirildiğini,1915 yılından itibaren Türkçe ilk film gösterilerinin de yine burada yapıldığını biliyoruz.

Bu dönemde açılan kıraathaneleri de -ki aynı zamanda bir kitaplık işlevi gören bu yerlerde, mevcut kitaplarla birlikte günün gazete ve dergileri de okura sunulmaktaydı- kütüphanelerle birlikte düşünmek gerekir. Bezmi Nusret Kaygusuz hatıralarında" bu konuda bize oldukça derli toplu bir bilgi vermektedir. Buna göre eşraftan Mehmet ve Emin efendilerle Halim Ağazade Halil Beyin Kemeraltı girişinde kurduğu Feyziye sonraki adıyla Ekmekçibaşı Kıraathanesi, Beyler Sokağı'nda Ömer Lütfi Efendinin Askeri Kıra-athane'si, Tilkilikte ise Giritli Hasan Efendi ile Ali Ağa'nın kıraathaneleri en önemli kıraathaneler arasındaydı. Askeri Kıraathane'de Eşref, Bıçakçızade Hakkı, Baha Tevfik, Sahabettin Süleyman, Yakup Kadri, Hamit Suphi ve Bezmi Nusret gibi şair ve yazarlar toplanırken, Mevlevî şeyhi Nurettin, Tokadizade Sekip, Müstecabizade İsmet ve Hüseyin Avni gibi daha ziyade Mevlevilik ve Bektaşılik'e meyilli yazarlar Ekmekçibaşı Kıraatha-nesi'ne çıkarlardı. Maraşlı Kâmil, Müftü Mehmet Sait ve Rahmetullah efendiler gibi medreseye mensup kişilerin toplandığı yerler ise Tilkilik'teki kıraathanelerdi.

EMİNE GÜLER- MANŞET.png  Fikir ve sanat adamlarının Cumhuriyet'ten sonra toplandığı, artık bir kıraathane olmaktan çıkmış mekân veya merkezler hakkında ise Şükran Kurdakul, bir röportajında şunları söylemektedir: "Bizim de Ankara Palas'ımız vardı. Ben, Nahit Ulvi, Besim Akım-sar, Cihat Gökçek toplanırdık. Bizim arkamızdan Ziya Metin, Özdemir Hazar, Tarık Dursunlar geldi. Bir köşede biz, öteki köşede eski edebiyat yanlısı Orhan Rahmi ve Ab-dülkadir Karahan otururdu. Kovan'da yazan Necdet Öklem, Dokuz Eylül diye haftalık bir dergi çıkaran Necip Mirrelâmoglu da başka köşelerde, başka çevrelerle otururlardı. Fuat Edip Baksı da kendine özgü çevreyi yaşatırdı, İstanbul'un Meserret'i gibi Rasim Paşa Kahvesi vardı. Orada da edebiyat buluşmaları olurdu. Bu arada 1945'te İzmir'e yerleşen Balıkçı ise Bodrum Palas'ta Naci Sadullah'la oturarak ayrı bir çevre oluşturmuşlardı." İncelediğimiz dönemde Osmanlının diğer kültür merkezlerinde olduğu gibi İzmir'de de birtakım tekke ve zaviyeler bulunmakla birlikte bu konu ayrı bir inceleme halinde ortaya konmuş değildir. Ancak Cumhuriyetin ilanına kadar bu kurumların da İzmir'in fikir ve sanat hayatında önemli bir rol oynadığını kabul etmek gerekir. Nitekim daha ziyade Mevlevîlik ve Bektaşîlik'e bağlı olduğunu bildiğimiz bazı tekke veya dergâhlarda İzmir'in tanınmış şeyhleri bir taraftan halkı aydınlatma, o dönemin deyimiyle "irşad" görevini yaparken, bir taraftan da dinî ve edebî eserler meydana getiriyorlardı. Bunlar arasında özellikle Mevlevî şeyhi Mehmet Nurettin Efendi ile Bektaşî şeyhi Ruhi Beybabayı sayabiliriz. Aynı zamanda bir şair olan Neyzen Tevfik’in ve son devrin büyük bestecilerinden Rakım Elkutlu'nun İzmir Mevlevîhanesi’nin yetiştirdiği ünlüler arasında bulunduğunu, belirtelim. Bu örnekler özellikle Mevlevihane’nin, İzmir'in müzik ortamına dikkate değer bir canlılık kazandırdığını göstermektedir.

 

 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
--------UFUK KÜÇÜK----PİŞMANLIĞA MUŞTU---
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR