Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» CESUR YÜREKLER Sınavlarını Bitirdiler - SAMİ EREN
03 Temmuz 2011 Pazar 13:30
12
14
16
18

CESUR YÜREK ‘ler Sınavlarını Bitirdiler                    SAMİ EREN

Sınavların bittiği bir haftadayız. Önce YGS, sonrasında LYS, taraf olduğumuz sınavlar bitti. Taraf olduğumuz diyorum, çünkü ya çocuğumuz, ya da çevre tanıdıklarımız sınava girdi. Şükür bitti, dediğimiz an, sıkıntıya aslında yeni başladığımız - meslekler değil de tercihlerin yapılmaya/düşünülmeye başlandığı- bir sezona giriyoruz.

 Dev-lis’lilerin( eski Devrimci Gençliğin Liseliler gurubu. Devrimci Liseliler. Ülkücü Gençlik, Akıncı Gençlik zamanlarından kalma gençlik örgütlenmelerinden. Ne Amerika Ne Rusya, Bağımsız Demokratik Türkiye sloganları atanlar, sarı kırmızı ağırlıklı renkli afişler kullananlar, 1980 öncesi lise üniversite gençliği içinde iddialı bir çevre oluşturanlardan, kendisini bayağı sola, kızıl bayrak tarafına yakın hissedenlerden bir grup) haydi eyleme edalarıyla yaklaşık iki milyonluk lise son sınıf gencini alanlara çekmeye çalıştı, sınavlar şaibeli, şifreler çalındı, daha doğrusu cemaate/Müslümanlara verildi, haklarınız çalındı, siz çalışın durun başarınızı çalıyorlar, sizi kandırdılar… denilerek gündem oluşturma çabaları, ne yalan söyleyeyim şimdi, bayağı dalgalanmalar oluşturdu. Birçok okulda, çalışma stresindeki öğrencileri, o gençliğin baharındaki gençleri etkiledi. Önüne dönüp işiyle uğraşanlar epeyi azınlıkta kaldı. Bazı öğrenci ve veliler, “Olsun. Biz kendi işimizi yapalım. Çalışalım”dediler. Soğukkanlı olanlar sınava girdi ve çıktı. Sorularla duygusal yakınlık kurmadılar.

Eskiden ÖYS sınavının yapıldığı tarihlerdeki gibi, Lisans Yerleştirme Sınavı/Sınavları da geçtiğimiz hafta yapıldı. Sınava, ya yapamazsamlar ya emeklerimiz heba olursalar, gibi duygularla girmek için kapı önünde bekleşenler, uykusuz, tedirgin, ürpertici ruh halleriyle, sigara dumanını hızlı hızlı çekenler, babamları gönderdim, ben girer çıkarım; eh işte hazırlandım, bakalım, ama ya hepsi olmazsa; ya sorular yine kolay gelirse, ya yapamazsam diyenler sınava girdiler. Veliler, kapı önünde bekleşedursun, onlar içeride kendi akranlarıyla aynı ortamda aynı soruları yapmaya çalıştılar. Niye mi? Mesleğe atılmak için. Değil tabii çünkü Üniversite mezunu olanların azımsanmayacak bir kısmı mezun oldukları alan dışı başka mesleklerde kendilerini ifade ediyorlar. Genç arkadaşlarımızın meslek seçimi olarak üniversiteyi görmeleri çok şaşırtıcı bir durum değil. Çünkü Okul/Dershane Rehberlik Servisleri ve Ebeveynler öğrencinin hangi mesleğe yönelmeleri hakkında çaktırmıyorlar (veya çaktırıyorlar da diyebiliriz) yönlendirmeci yaklaşımla meslekleri allayıp pulluyorlar.İki lafın arasına ellerin hatırına/mahalle baskısına dikkat çekiyorlar.

Öğretmenler çoğu zaman, kendilerini ebeveyn yerine koyup yüklemelerde bulunuyorlar. Bu yaş kuşağı manipülasyona açık olmakla birlikte, çabuk etkilenen (bakınız: ergenlik dönemi genel özellikleri) bir yaş kuşağı olduğundan, yaşça, konum olarak büyük ( Anne-Baba, Dayı, hala, abi ailenin ekonomik olarak etkin/yetkin olan tanıdığı ) olanlar ellerindeki bu etkilemeyi vermek/devretmek istemiyor. İleride meslek seçiminde, eş seçiminde, ev seçiminde, yatırım seçiminde bu haklarını kullanıyorlar. Bu, genç açısından akla gelen en makul bir yaklaşım şekli. Birey haklı olarak buna isyan edebileceği bir konum/zaman yakaladı mı hakkını kullanmaktan çekinmiyor. Özgürlüğünü ilan ediyor. An’ı yaşamaya başlıyor. Haklı mı acaba? Düşünülebilir. Hayatı hakkında, ki hayatı hakkında karar veriliyor, karar verilirken kendine hiç danışılmıyorsa -danışılsa da fark etmez- yanlış kararlar verebilir. Hakkı mıdır? Evet. Fakat tecrübe sunuluyorsa, tekrar önceki yanlışlara düşülüyorsa başkaların hayatını yaşamak zorunda bırakılıyorsa ne yapılacak o zaman? Aslında sorular sorular sorular… Hayatın en önemli bu döneminde çok sorularla karşı karşıya kalınıyor. Sorular, sorun haline gelmedikçe cevap bulunabilir. Ancak sorun haline gelen soruların cevaplarını da profesyonel yardım alarak çözebilir. Yardımsız çözmek, sıkıntılı kırılmalara yol açabilir/açmaya da bilir.

Peki, ne olacak/ne yapmalı. Lenin, (Rus lideri, hani Leninizm’in Lenin’i ), Ne Yapmalı?isimli kitabında proletaryanın,başarılı bir devrimi ancak devrimci bir bilince sahip olunca yapabileceği, bunun da Komünist Parti`nin "öncü parti" rolünü üstlendiği zaman gerçekleşebileceğini belirtir.(bakınız: Wikipedia yazılır, Vikipedi diye okunur ülkemizde; ilgili kitap için açıklamış, gerçek te doğru bir bilgi sunuyor Wikipedia, her zaman doğru ve bilimsel bilgi vermez ama doğru bilgileri orada bulabilirsiniz.)

Evet, önemli bir soru. İyi de, ne yapmalıyız? Soruyu soran kimseye göre cevaplandırma seçenekleri farklı olur. Soruyu soran, tercih aşamasındaki genç bir arkadaşımız ise tercihleri/teklifleri, iyi, sağlıklı dinlemeli (Bu, çok önemli dinlemeyi iyi yapmalı sağlıklı, yapmalı ki sağlıklı bir karara varmalı.) Yine kararı kendisi vermelidir. Bazen, tercihlerde sosyal ekonomik, ideolojik, kararlar da alınabilmektedir. Mümkünse (ki olsa iyi olur) , üniversite tercihlerini yaparken, duygusal davranmamalı (ne kadar mümkünse), mantıklı kararlar almalıdır. Sonrasında aradan bilmem kaç sene sonra hiç te düşündüğüm bir iş değildi niye geldim ben İstanbul’a diyebilir. O zaman ona denir ki:“Sür eşeğini Niğde’ye, İstanbul senin neyine.” Ama şurası da bir gerçek: İstanbul’un taşı toprağı altın. (bu, Türkiye atasözüdür. Türk atasözü değildir.) Bilirsiniz, buradaki benzetmeler sadece benzetmede hata yok ise yapılmış benzetmelerdir; ikinci, üçüncü kişilerle ilgisi yoktur.( ya da vardır, dileyen üzerine alınabilir.)

Soruyu soran, hakikaten bir eğitimci olarak sizi görüp ve biliyorsa ve de kendisi bu yönlendirmelerde taraf olan biriyse, anne-baba gibiyse, sağlıklı değerlendirmeler yapmasını, mümkünse (mümkündür.) tercihleri, ama hepsini dillendirmesini, kendisinin becerip beceremediklerini ya hiç bahsetmeyerek veya doğru anlatmalı; olaya çok duygularını katmadan, sıkıntıların/başarısızlıkların karıştırmadan kararı genç arkadaşımıza bırakmasını önerebilirsiniz. Kendi başaramadıklarını, gençten bekleme çılgınlığına düşmemesini bekleyebilirsiniz.William Wallace nam-ı diğer Mel Gibson, Cesur Yürek, İngilizlerle savaşında soylu arkadaşı, (soylu arkadaş, babasının başaramadıklarını yapmaya çalıştığından, işine geldiği için babasını dinlediğinden, dinlediklerini uyguladığından, William’ı meydan savaşında yalnız bırakır ve William esir düşer.)  başarıya ulaşamaz, efsane olur, tarih olur ama dünya gözüyle özgürlüğü göremez. Soylu kişi de babasının başaramadıklarını başarmak istediğinden, kendini gerçekleştiremediğinden mutlu olmaz. Tercihler konusunda yaşça sizden genç olanların tercihlerini anlayıp uygun yardımlarda bulunursanız daha iyi olur. Genç arkadaşlar kendi tercihlerini, düzgün bir şekilde ifade edip kararlı davranırlarsa kendi hayatlarını yaşamış olurlar. Herkes kendi hayatını kendisi yaşar. Ortak hayatlar ortak bir bilinçle, zamanla yaşanır.

Filmin kısa bilgisi mi? Çok oluyorsunuz, ama buyurun:

Cesur Yürek; Braveheart, Mel Gibson'in yönettiği ve başrolünü oynadığı bir epik yapım, William Wallace'ın hayatını anlatan bağımsızlık savaşıdır. Film, ülkemizde yıllarca gösterilerek bir rekora imza atmıştır. 1996 yılında 10 dalda Oscar'a aday olan yapım, yönetim, görüntü yönetimi, efekt, makyaj ve en iyi film dallarında ödüle layık görülmüştü.

İyisi mi siz o filmi izlemediyseniz izleyin. Birçok internet film-izle sitelerinde var, indirmeden izleyebilirsiniz. Mümkünse Blue-Ray izleyin ( çünkü internet ortamında TS, Cam-Rip, Dvd-Rip HD, Blue-Ray… gibi film formatı var. En iyi ses ve görüntüyü Blue ile yakalarsınız.) İzlediyseniz bir daha izleyin.


  Yorumlar

1 sami 2011-07-21
Güzel kardeşim Birol Şatır, yazıma mı, yazılarıma mı ya da bana mı yazdın bunca yazıyı? Hem yazarımızın yaşını niye merak ediyorsun? Alınmam mı gerekiyor, çok iddialı cümlelerim mi var?Nihayetinde ben bu işi bilirim demedim. Denediğimi zannediyorum. Kendi kuruntum da olabilir nitekim. Velev ki desem, siz de bir başka yazı yazarsınız, daha iyi bir değerlendirme olur. Sizin yazılarınız daha çok okunur. Ben de daha özenli yazarım. Kardeş, yazı yazanlara bu kadar yorum yazıyorsanız, siz de de yazma ilgisi ( hevesi demeyeyim kırıcı olmasın) var demektir. Yazılarınızı gönderirsiniz ve arkadaşlar yazıyı değerlendirir. Yayınlarlarsa Sevinirim. Güzel bir etkinlik olur. En son, Cesur Yürekler yazısı ile diğer yazıları karıştırmış, topluca bir eleştri yapmışsın.Evet Anadolu Liseliler , İmam Hatip Lisesi’nde olanlardan ve Fen Lisesi’nde olanlardan, bu yazı daha önceki bir yazıydı, daha çok kitap okuyor. İstatistik olarak Anadolu lisesi öğrencileri, diğer liselilerden daha fazla. Hem diğerleri çok

2 zeliha 2011-07-13
sınava girenlerle cesur yürekin ne ilgisi var?

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 2 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR