Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ASYA DENİZ – PİNOKYO
02 Şubat 2012 Perşembe 12:04
12
14
16
18

 

PPPNOKYO.jpgPinokyo’yu okumuşuzdur çoğumuz. Çocukken yalan söylemenin kötülüğünü anlamamız için bize anlatılan hikâyelerden biridir. Bize büyüklerin öğütlerini dinlememiz gerektiğini, yalan söylemenin kötülüğünü, tembellikten uzak durmamızı ve derslerimize çok çalışmamızı öğütler. Gepetto’nun yaptığı insan olmak isteyen küçük kukladır Pinokyo. Başına onca şey gelip iyi yolu bulan, yaptıklarının ödülü olarak insan olan kukla. Hani yalan söyleyince burnu uzayan …

Oysa dünyada insanlar o kadar çok yalan söylüyor ki, uzayan burunları bile fark edemez olduk. Çocukların çoğu ise eşek hastalığına yakalanmış. Oyuna dalıp, haylazlık eden ve verdiği sözleri tutmayan çocuklarının başına gelen hastalık . Kulakları uzar bu hastalığa yakalananların. Öylesine alışmışız ki o büyüyen kulaklara, normal geliyor, görmüyoruz bir süre sonra. Ve biz insanlar sonunda iyi yolu bulamıyoruz ama ödül istiyoruz. O kadar benciliz ki, hiçbir şey yapmadan kazanmaya çalışıyoruz.

Bir de öyle insanlar var ki, canlı olmalarına rağmen hep kukla kalmışlar. Kendi başlarına karar veremez, düşünemez, hareket edemezler. Onları yönetenin elindedir ipleri. Bundan da hiç şikâyetçi değillerdir. Hayatlarını yaşadıklarını sanırken onların yerine başkaları karar verip yönlendirirken kullanıldıklarının farkında bile değillerdir. Kırılınca, bozulunca yani onların isteklerini yerine getiremeyecek düzeye gelince bir kenara atılırlar. Ya bir yatak altı ya bir dolap üstü ya da bir çöp kutusu. İnsanlardır ancak, Pinokyo kadar olamazlar.

Ah tabi topal tilkileri ve kör kedileri de unutmamak lazım. Sinsi insanlar, kötü insanlar…  Hep bizden bir şeyler çalmak isteyenler. Zamanımızı, arkadaşlığımızı, bilgimizi, paramızı…  Onlara da ‘komşusunun ceketini çalan  gömleksiz ölür’ felsefesi yakışır ancak. Çünkü bizden çaldıkları kendilerine kötü bir şekilde geri döner. Ya bu dünyada ya da öbür… Onlara kanmamak lazımdır fakat onları ayırt edebilecek gözlere sahip insanlar azdır. Ayırt edemeyenler kanarlar onlara tıpkı Pinokyo gibi. Ama anlarlar sonunda ne halt olduklarını da iş işten geçer. Hayatlarını bozulmuştur bir kere. Ayırt edenler ise görürler bir çırpıda. Onların görevi diğerlerine fısıldamaktır onların kötü olduklarını. Ama tembeller ya yapmaz çoğu.

Arkadaş seçimine de dikkat etmeli insan. Arkadaşının peşinden sürüklenmemeli. Pinokyo gibi arkadaşına kanıp “ oyuncaklar ülkesi” ne gitmemeli. Başta eğlenceli olabilir ama sonunu da düşünmeli. Arkadaşıyla eğlendiği şeyler, başına kötü şeyler getirebilir.           Arkadaş seçmek de zordur bulmakta bu devirde. Seni anlamalı, beraber gülüp ağlamalı, seni kötü yola değil doğru yola iteklemeli, konuşmadan bile anlaşabilmeli. Az bulunur böyle arkadaş. Çoğumuz da bulamayız zaten. Ya da aramayız.

kukla!.jpgOrman perisi vardır birde insanların yanlışlarını uyaran. Hep iyi yola doğru çeken. Dertlerini dinleyip onlara en iyi öğüdü veren. Fakat orman perisi gibiler çok, çok az kaldı dünyada. Olanları ise sevmez bizim insanımız, ukaladır onlara göre böyleleri. Hikâye de ölmeyen, iyileşen orman perisi dünyada ölmüş çoktan. Pinokyo kadar olamadık derken bunu da kast etmiştim. Pinokyo gibi fedakâr olup kurtaramadık orman perilerimizi.  Biz farkında değiliz.  

Biz insanlar neyin farkındayız ki aslında? Çoğumuzun ya gözleri bağlanmış bir bez parçasıyla ya da kukla olmuşuz başkalarının elinde. Kim ne derse ona inanıyoruz.

Uyanma vakti gelmemiş midir çoktan? Oysa bazılarımız uyanmışlar ve farkındalar kendilerinin, kişiliklerinin, kararlarının, hayallerinin... Ama sadece bazılarımız. Bu dünyanın değişmesi için iyiye gitmesi için birkaç kişi yetmez ki. Düşünce biçimine göre ikiye ayrılıyorlar bazılarımız: Bu dünyanın değişmesini isteyenler,  bir de bu konuyu düşünmeye bile üşenenler. Bu dünyanın değişmesini isteyenler de ikiye ayrılıyor; Bu dünyanın değişmesini sadece isteyenler ve bunu yapmak için önce kendini değiştirenler. İnsan önce kendini değiştirmeli. En küçük halkadan başlayarak aşama aşama ulaşılır hedefe. Ama bunu bilip de uygulamıyoruz. Tembeliz işte. Böyleyken iyiye gitmemiz zor çok zor. Karamsar olmak istemem ama gerçekler bu. Kendini değiştirenler, etrafındakileri de değiştirirse değişir ancak dünya.

Çoğumuz da kendimizi oynamıyoruz zaten. Pinokyo, bir aralar eşek hastalığına yakalanıp eşek sanılmıştı ya. Bizde aynen öyleyiz. Pinokyo, o halinden utanıp saklanmıştı. Biz ise fark etmiyoruz bile. Hepimize farklı bir rol seçilmiş onu oynuyoruz iyi ya da kötü. Sorgulamıyoruz bile.

Pinokyo kadar değil işte insanlar. Onun kadar bile fedakâr değil. Onun gibi iyi yolu bulamıyor, orman perisini kurtaramıyoruz. Yalan söylemeden duramıyor, imkânlarını kullanmıyoruz. Çünkü farkında değiliz hiçbir şeyin. Fark etmek içinde pek bir çaba harcadığımız söylenemez. Değiştirmemiz gereken şeyler olduğunun farkındayız ama yapamıyoruz. “ - Ben tek bir kişiyim yapsam ne olacak ki. -Tek bir kişinin koskoca dünyayı değiştirmesi mümkün mü sanki. -En iyisi ben bunu düşünmeyi bırakayım da dizim başlıyor onu kaçırmayayım.”  Diyoruz. Ve unutuyoruz. Yaşamayı, değer vermeyi hatta düşünmeyi bile unutuyoruz. Kapılıp gidiyoruz dalgalara.

Uyanma vakti geldi oysa çoktan. Artık görme vakti geldi, uzamış burunları ve fark etme vakti de geldi imkanlarımızı. 


  Yorumlar

1 zeliha 01/02/2012 01:54
işte benim yazarım nede güzel yazmış yeni yazı ne olacak. sabırsızlıkla...

2 Asya Deniz 19/01/2012 09:43
Beğenmene çok sevindim zeynep.Teşekkür ederim . En yakın zamanda :)

3 zeynep kılıncarslan 18/01/2012 21:12
Gercekten cok guzel bir yazi eglenerek okudum. Ileriki yazilarini merakla bekliyorum asya :)

4 Asya Deniz 18/01/2012 08:46
Evet pinokyo orman perisini kurtarıyor.Beğenmenize sevindim

5 Ali güzel 18/01/2012 05:27
pinokyo mu orman perisini kurtarıyor? farklı bir bakış açısı. sade. güzel.bir yazı. teşekkürler.

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 5 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR