Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ABDURRAHMAN GÜZEL - AVRUPA’DA TÜRK KÜLTÜRÜ
03 Aralık 2013 Salı 15:00
12
14
16
18

Türkler,  tarihin her döneminde dünya uygarlığına, müze ve sanat galerilerine tarihsel kökenlerinin derinliklerini ve yayılmış oldukları geniş coğrafyayı yansıtan son derece değerli sanat yapılarını sunmuş bir ulustur. Güzel sanatlar alanında Türk-İslam kültürünü dünyanın diğer büyük kültürlerinden ayıran en önemli özellik, binlerce yıl boyunca Orta Asya’dan Orta Avrupa’ya uzanan geniş bir bölgede pek çok kültür ve uygarlığın altında kalması ve karşılığında birçok başka kültür ve sanatı doğrudan etkileyen özgün yapıtlar meydana getirmiş olmasıdır.

            Türklerin ilk çıktıkları Altay ve Orhun bölgeleri Avrupa Asya’sının göbeğinde ve üç büyük kültür dairesinin; Çin, Hint ve Eurasia önündeki bölgenin ortasında bulunmaktadır. Türkler ilk ortaya çıktıkları bu yerlerden bütün dünyaya yayılmışlardır. Doğuda Çin’e girmişler, güneyde Hint’i boyunduruk altına almışlar ve en son Batı Avrupa’nın kapılarına, Viyana önlerine kadar dayanmışlardır.

          Erken çağlardan başlayarak madenleri, toprağı, ahşabı, yünü sanatsal biçimlerle işleyen ve 9. yüzyıldan itibaren sanatsal etkinliklerini İslami ilkeler doğrultusunda geliştiren Türkler süreç içinde mimari, taş oymacılığı, hat, teshib, minyatür ve ciltçilik sanatlarında olağanüstü ustalığa eriştiler. Tüm dünyanın hayranlığını kazandılar. İnşa ettikleri cami, medrese, han, hamam ve kervansaraylar ile de mimari ve dekoratif sanatların doruğuna ulaştılar (Alkan).

            Batı’nın yaşam kültüründe, Osmanlı unsurlarının hâkim olduğu görülmektedir. Osmanlı, Batıyı en çok dokuma modasında etkilemiştir. Macaristan’dan İsviçre’ye kadar pek çok Avrupa ülkesi;  giydikleri kıyafetleri, evlerin dekorasyonunda kullandıkları kumaşları Osmanlı’dan getirtmişlerdir. Örneğin Osmanlı kemhasında dikilmiş sırma işli elbiseler Avrupa pazarlarında en çok alıcı bulan kıyafetlerdendir. Avrupa, Osmanlı’nın mendil kültüründen de geri kalmamıştır.1941 yılında Szepes’te Osmanlı desenleriyle işlenmiş mendil tutan kadın resmi bu bilginin görselidir. Erkek kaftan ve kuşakları ise 1453-1699 tarihleri arasında Batı’da erkek modasına damga vurmuştur. Yöneticilerden halka herkes kıyafetlerini bele sarılan kuşaklarla süslemiştir (Atasoy-Uluç).          

            Yatak takımlarından yastık-yorgan yüzlerine, kapı tokmaklarından vazolara kadar pek çok eşya Osmanlı örnek alınarak tasarlanmıştır. Bunların içinde İznik çinisi başı çekmektedir. İnebahtı Deniz Seferinden sonra Avrupa Osmanlı’ya epeyce çini sipariş etmiştir. Sarospatak Şatosu’nda 17. Yüzyıl Osmanlı çinileriyle kaplı oda, görülebilecek en iyi alanlardandır. Avrupa müzelerinde, Osmanlı halılarının üzerinde resmedilmiş pek çok sayıda Avrupalı soylusun portresine rastlamak mümkündür. Kiliselerde, Osmanlı halılarının Batı kültüründe ne kadar kabul gördüğünü anlatmaya yetecek kadar önemlidir. Mesela Erdel’deki Braşov kasabasının Luteryan Kilisesi’nde duvarlarda halen 100 Osmanlı halısı asılıdır. Bunun dışında, Osmanlı halıları AAAAAA.jpgkralların yürüdükleri yollara serilmek için de kullanılmıştır. Batı’da bu halılar içinde en çok kabul gören Uşak halıları olmuştur. Özellikle Batı Avrupa’da, Uşak halılarının örneklerinin dokunduğu tezgâhlar kurulmuştur.

            Avrupalılar, Osmanlı savaş araç gereçlerini bile uzun yıllar taklit etmişlerdir. Batı, kılıçlardan zırhlara, miğferlerden silahlara pek çok savaş eşyasında Osmanlı şekilleri ve motiflerini kullanmıştır. Hatta Almanya’da 16.yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı modelleri örnek alınarak miğferler yapılmıştır. Almanya’da yapılan bu miğferlerin örnekleri Poldi Pezzoli Museum’da mevcuttur. Kont Nikolaus Esterhazy’nin tören zırhının yapımında da Osmanlı tören zırhları örnek alınmıştır (Atasoy-Uluç).

Türk Mimarisinin Tesiriyle Avrupa’ da Görülen Değişimler

Avrupalıların Türklerden öğrendiği önemli mimari unsur olan sivri kemeri tanıyıp öğrenmeleri Avrupa mimarisinin bütününe köklü bir tesirdir. Çünkü bu tesir Avrupa mimarisinin bütününü etkilemiştir. Sivri kemerin Avrupalı yapı ustaları tarafından tanınması ve uygulanması Roman üslubunda mimariye son vererek gotik üslubunun doğuşunu sağlamıştır. Başka bir deyişle Türk mimarisinin sivri kemeri Avrupa’da yeni bir mimari dönem başlatmıştır (Çantay).

Batı Sanatında Türk Sanatı Etkileri

             19. yüzyılda sanayi devrimi ile birlikte, Batıda gerçekleşen teknolojik ilerlemeler, mekanik yaşama zorunluluğunu da beraberinde getirmiş ve bu durum her konuda eğilim ve yöntem değişikliğine neden olmuştur. Sanatçılar geçmişle hesaplaşarak birbirinden farklı yapıtlar üretmeye çaba harcamışlar, tarihsel, geleneksel veya akademik biçim kalıplarını yıkmaya çalışmışlardır. Bunun sonucu olarak, Victorian(1837-1901), Art Nouveau(1883) ve Arts and Crafts(1860-1920) gibi üç önemli akım ortaya çıkmıştır. 19.yüzyılda üretilen seramik karolarda sözü edilen dönemlerin karakteristik özellikleri görülmektedir. 20. Yüzyılın hemen başında görülen Art Deco ise, diğerleriyle birlikte, seramik karoların gelişimini günümüze bağlayan bir diğer akımdır.

            Bu dönemde; Joseph- Theodere Deck, Giuseppe Cantagalli, Vilmos Zsolnay, William de Morgan, Emile Samson gibi batılı sanatçılar, İznik çinilerinin biçim veya tekniklerinden yola çıkışlı tasarımlarını gerçekleştirmişlerdir. Viyana ve Lüksemburg’da kurulan seramik fabrikalarında da İznik çinilerinin seri halde kopyalarının üretildiği görülmektedir.

            Günümüzde Batıda Türk Sanatının mimariye ve el sanatkârına ilişkin eserlerinde izlediğimiz geometrik bezemelerin oluşturulma sistemine birebir uyan modüler seramik kaplamalarına tanık olmaktayız. Türk sanatı mimari yapılarında karşılaştığımız geometrik modüler düzenlemeler arasında yapılan karşılaştırmalarda, geometrik bezemelerin gerek modüler yapılarının, gerekse ızgara sistemlerinin birbirleriyle örtüştüğü görülmektedir. Yeni oluşturulan seramik kaplamalar, sanatçıların kültürel etkileşim sonucunda elde ettiği verilerin yansımasıdır.

Avrupa’da Resim Sanatında Türk Öğelerinin Kullanılışı

FABDRRRR.jpgOsmanlı İmparatorunun Batı ile ilişkileri, etkileşimleri İmparatorluğun kuruluşuna kadar dayanır. Haçlı seferleri işle Batı, Doğu’yu iyice tanımış, İstanbul’un alınmasıyla Doğu ile Batı yakınlaşmıştır. “Batı’da Rönesans döneminden sonra, Avrupalı sanatçıların zaman zaman Türkler ve Türkiye ile ilgili konulara yer verdikleri görülür. İlk Türk-Avrupa kültür alışverişinin gerçekleştiği Fatih Sultan Mehmet döneminde, Gentile Bellini gibi Osmanlı sarayına davet edilen Avrupalı sanatçıların özenle inceleyip çizdiği kıyafetleri, kısa bir süre sonra birçok Batılı sanatçıya esin kaymağı olmuş ve ressamlar, özellikle Doğu ülkelerinde geçen İncil ve Aziz öykülerine sarıklı ve cübbeli figürler yakıştırmışlardır. Dürer gibi Doğu ülkelerini görmemiş bir sanatçı bile iki sarıklı figürden oluşan bir Türk ailesinin çizimini yapmayı denemiştir.”

            Ama Bellini’nin İstanbul’a gelişinden çok daha önce Avrupalı ressamların resimlerinde Türk halısı tasvirleri görülmektedir. Türk halılarındaki zengin hayvan, bitki ya da geometrik desenler belli ki Avrupalı sanatçılara cezp edici gelmiştir ve zenginliğin ve mevkiinin göstergesi haline gelen Türk halıları yüzyıllar boyunca resmetmişlerdir.

15. yüzyıldaki halı tasvirlerinde, ejder ve zümrüdü anka mücadelesi özellikle Floransa resminde sıkça kullanılmıştır. Bu tipe örnek olarak modenalı ressam Bartolomeo degli Erri’nin 1470 tarihli “St. Vincert Ferrer’in hayatından” konulu tablosunda pencere kenarından sarkan küçük halı tasviri görülür.

14 ve 15. Yüzyıllarda Avrupalı ressamlar hayvan figürlü halıları tablolarında sık sık tasvir etmişlerdir. Fakat 15.yy sonuna doğru hayvan figürlü halılar Avrupalı ressamların tablolarında kaybolarak yerini geometrik desenli halılara bırakmıştır

1451’den başlayarak önce İtalyan ressamların tablolarında görülen sonra Hollanda ve Alman ressamların tablolarında 16.yy sonlarına kadar tasvir edilen pek çok Türk halısı, isimlerini onları resmeden sanatçıların ardından almıştır. Bu halıların belli tipleri Holbein tablolarında sık rastlandığı için, hatta bazıları Holbein tarafından hiç kullanılmamasına rağmen literatüre ”Holbein Halıları” olarak geçmiştir.

Erken devir Osmanlı halıları denilebilecek bu halılar dört tipe ayrılmaktadır. Birinci tip Holbein halısı, Holbein Halılarının öncülerinden sayılan tiptir. Zemini küçük bülmeli olup, baklavaların kaydırılmış eksenler üzerinde sıralanması görünümündedir. Örgülü kufiden geliştirilmiş bordür şekilleri ile Selçuklu geleneği sürdürülür.

            16 ve 17. yy Avrupa resimlerinde gözlenen halı tiplerinden biri de beyaz zeminli Uşak halısıdır. St Petersburg Hermitage Müzesinde bulunan 1625 tarihli Alessandro Varotari tarafından yapılmış tabloda beyaz zeminli başarılı bir halı tasviri görülmektedir.

            17.yüzyılda Hollandalıların İstanbul’a yolladığı elçilerin, yurtlarına dönerken yanlarında götürdükleri çok sayıda Türk eseri sayesinde Rambrant, Rubens gibi ressamlar Türk motiflerini, giysilerini resimlerinde kullanmaya başlamışlardır (Savçın-Çimen). 


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR