Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ORHAN ZAMAN - GRAVITY
03 Aralık 2013 Salı 18:00
12
14
16
18

GRAVITY

ORHAN ZAMAN

           Ayakları yere sağlam basmak ne demektir bilir misiniz? Bunu bir denizciler bilir bir de yeni çıkan Gravity/Yerçekimi filmini izleyenler. Evet, film yeni çıktı ama tanıtımlarında kendine has bir çekimi vardı ki biraz da işsizlikten üşenmeyip hemen gittik. Pişman da olmadık, hatta memnun kaldık desem yalan olmaz. Tahmin edebileceğiniz üzere film uzay filmi. Ama öyle “alien”lerin, dört kollu mavi marslıların, ceday savaşçılarının, ışın kılıçlarının olduğu bir uzay filmi değil. Basit bir mekik kazası ve o mekikte mahsur kalan bir astronotun (Sandra Bullock) hikâyesi. Aslında filmi ilginç kılan çekimleri. Ne kadar ifade edebilirim bilmiyorum ama uzay dediğin,altı yönlü, ucu sonu yok bir yer.

 Yönetmen (Alfonso Cuarón) ise kamerayı bir tripodun üstüne koymamış ki biz de kendimize bir açı belirleyip oradan ekranı keyifli keyifli takip edelim. Arkadaş biz -insanoğlunu kastediyorum, kimse alınmasın-  sabit bakış açısı olan canlılarız, oturduğumuz yerden seyretmeyi severiz. Hadi bilemedin görüntü yaklaşıp uzaklaşsın ya da üç beş tane özellikle takip sahnelerine pek heyecan katan hızlı helikopter çekimleri olsun. Fazlası kafamızı karıştırır, diye düşünmemişler. Kameranın bir bakış açısı olacak biz de oradan ekranda olup biteni takip etmeyecek miyiz? Hayır, döndükçe dönüyor.  Gemi, uzayda dönerken, kamera da dönüyor, esas kız boşlukta takla atarken siz de etrafında fırfırsınız, hatta merkezden uzakta olduğunuz için daha bir hızlısınız. Hâsılı görüntü de üç boyutlu olunca içimiz dışımıza çıktı. Hani Sandra Bullock dünyaya inip biraz yaşlılıktan biraz da günlerce boşlukta kalmaktan ayağa kalkmak için uğraşırken bizim de dizlerimiz artık tutmuyor, yerimizden kalkamayacağız sandık.

              Film burada bitmeli, hoş bir müzikle yazılar geçerken mevzu kapanmalı değil miydi? İşte bana öyle olmadı. Önce yahu bu adam filmin adını neden “Uzay yolculuğu, mekikte facia, gökte bilmem ne” koymamış da “Yerçekimi” koymuş, diye düşündüm. Ana fikir “Uzayda basacak bir yerin olsun, yoksa cıs olursun” muydu? Aslında filmin sloganı da ilginçti “Sakın bırakma!” Şunu mu demek istiyor: Eğer bir şaşkınlık yapıp da yerçekimsiz bir ortama yani uzaya gittiysen bari tutunacak bir yerin mutlaka olsun. Yoksa boşlukta kalakalırsın. Ne yapsan nafile olur. Evet, sanırım senarist boşlukta kalmanın ne demek olduğunu bize anlatmak istedi. Adamların mesajını hiçe saymak, 100 milyon dolarlık bütçeyi çöpe atmak olmaz. Mevzu üstünde biraz düşünelim bakalım: Boşlukta kalmak ne menem şeymiş?

          Düşünceden başlayalım. İnsanoğlunun düşünceyi ortaya koyabilmek için mutlaka bir şeyi kendisine sabit aldığını biliyoruz. Esas dayanak noktasının ne olacağı (ki bu Arşimet’in “Bana birdayanak noktası verin Dünya'yı yerinden oynatayım.” demesinden çok daha fazladır çünkü mevzu sadece fiziksel değildir.) düşünceye temel yapacağımız şeyin ne olduğu konusunda farklı farklı görüşler vardır. Mesela aklın belli kategorileri doğuştan taşıdığını ve bunları kullanarak düşünebileceğimizi savunanlar, doğuştan düşünce kalıplarının olmadığını temel ilkelerin yaşamdaki tecrübelerle elde edilebileceğini savunanlar… Sokrates bilginin kaynağı (sabit) olarak kendine aklı almıştır ve felsefesini bunun üstüne kurmuştur. Septiklerin sabiti ise şüphedir. Ama şüphe pek de sabit durmadığı için felsefeleri de öyledir. “Bir şey bilip bilmediğimi bile bilemem.” diyen bir adama daha ne söylenir? Aslında bu durumu sadece bir kişinin düşünme biçimi olarak da görmemeliyiz. Çok uzun süredir Avrupa kendisine materyalizmi sabit almıştır ve bu kapitalizmi doğurmuştur. Yani bir şeyin maddi karşılığı yoksa kendisi de yoktur.  Elbette bu hastalıklı bir bakış açısıdır. Sosyalizm, paylaşımı; demokrasi, çoğunluğu kendisine sabit aldığını söyler. Ve sistemini bunun üzerine kurar. Aslında mevzu pek karmaşık değil. Bahsi geçen sistemlerin uygulandığı yerlere bakmak hal-u ahvallerini görmek yeterli.

        Eğer zeminin-sabitin- sağlamsa üzerine inşa ettiğin yapı da sağlam olur. Şayet zemin sağlam değilse sabit duracağım diye debelendiğinin, hiç farkında olmadan kayıp gittiğinin resmidir. İster bir kişi olsun ister toplum, bu gerçek değişmez.

          Bilirsiniz. Matematik denklemlerinde bir “X” sabiti vardı. Hocamız bu X’e iyi yapışın yoksa soruyu çözemezsiniz, derdi. Hakikaten problemleri çözebilmek için “Benim hayattaki sabitlerim neler?” diye düşünmek gerekiyor. Elbette bunlar zaman içinde değişebilir ama en azından o an bir şeylere tutunuyoruzdur ki bu boşlukta olmaktan iyidir. Düşünürken merkeze neyi alıyoruz, konuşurken cümlelerimizi neyin üstüne kuruyoruz, yaşarken ayaklarımız nereye basıyor? Toplumumuzu üzerine inşa ettiğimiz sabitler neler? Çok sağlam, sizi hiç sarsmayacak bir sabitiniz var mı? Cevabınız hayırsa işiniz zor, evetse ona iyi tutunun, uzaya savrulmadan önce avucunuzdaki son ipmiş gibi “Sakın bırakma!”yın, derim. Dua ile efendim.


  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR