Giriş Sayfam Yap Favorilere Ekle Sitene Ekle Arşiv RSS
ANASAYFA KOMŞULAR UYANSA YETER! YAZARLAR KÜNYE İLETİŞİM
KÜLTÜR SANAT BİZİM KİTAPLIK AKTÜALİTE TARİH POSTASI EDEBİYAT VE DÜŞÜNCE DOSYA GEÇMİŞ DOSYALAR ARŞİV
» ASUMAN GENÇ - OSMANLIDA EĞİTİM VE ÖĞRETİM -SON-
27 Eylül 2014 Cumartesi 12:00
12
14
16
18

OSMANLIDA EĞİTİM VE ÖĞRETİM -SON-

ASUMAN GENÇ

DİNİ VE SOSYAL KURUMLARIN EĞİTİM VE ÖĞRETİM FONKSİYONLARI

            Osmanlı Devleti’nde devlet denetiminde eğitim veren kurumların yanında başka kurumlarda vardı. Bu kurumların asıl görevleri eğitim olmasa da eğitim alanında büyük hizmetler veriyorlardı. Bunlar cami, tekke, zaviye, loncalar ile mahallelerdeki okullardı.

            a.Cami: Cami, mescit, tekke ve zaviye gibi kuruluşlar, dini bilgilendirmenin yanında halkın siyasi, sosyal ve ekonomik olarak da bilgilendirildiği yerlerdi.

            Camiler ibadet için halkın bir araya geldiği kurumlardı. Camiler aynı zamanda, mahalle okullarını da içinde barındırıyorlardı. Bu yönüyle okul durumunda olan camilerde, herkesin katılabileceği dersler verilirdi. Dersiam denilen kişilerin verdiği dersler, ikindi namazından sonra yapıldığı için bu derslere ikindi dersleri de denirdi.

            Dini nitelikli olan dergah, tekke ve zaviyelerde dini ve ahlaki alanların dışında beden eğitimi, müzik, raks alanlarında da eğitim verilirdi. Örneğin Mevlevihaneler musiki üzerinde eğitim verirken kimi tekkelerde güreş, okçuluk gibi alanlarda da eğitim yapılırdı.

            Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, camiler ibadet dışındaki eğitim etkinliklerini kaybederken; dergah, tekke ve zaviyeler ise daha çok askerlik yada vergilerden kaçan kişilerin saklandıkları yerler durumuna gelmişti.

            b. Esnaf Teşkilatı: Osmanlı Devleti’nin sosyal kurumlarından olan esnaf teşkilatları eğitimde önemli rol oynuyorlardı. Türkiye Selçuklu Devleti’nde esnaf teşkilatı olan Ahilik, Osmanlı Devleti’nde lonca teşkilatı adıyla devam ettirildi. Bu teşkilat esnaf, zanaatkar ve işçileri bir çatı altında toplamıştı. Ahilik kurumu bu özellikleri nedeniyle sanat okulu düzeyindeydi. Teşkilatın Fütüvvetname adlı yasaları vardı. Fütüvvet, yiğitlik, delikanlılık, cömertlik ve fedakarlık gibi anlamlara gelmektedir. Loncalar üyelerine mesleki bilgi ve eğitim verirlerdi. Üyeleri arasında dayanışma ve sevgiyi sağlamak teşkilatın en temel amacıydı. Loncalar üyelerine mesleki bilgilerin yanında toplumsal yaşantının kurallarını da öğretirdi.

            Lonca teşkilatı aynı zamanda üretimde de örnek bir davranış sergilemişti. Yine bu teşkilat kendi tarafından belirlenen kalite ve fiyatın dışına çıkan üyelerini cezalandırmıştı. Loncalara herkes giremezdi. Ahlaksız, hırsız, yalancı, haram yiyen, üfürükçü, falcı ve bunun gibi davranışları olanları kesinlikle aralarına almazlardı. Teşkilata alınanlar, teşkilatın eğitim öğretim kurallarına uyarak, çıraklıktan ustalığa kadar yükselirlerdi. Ustalık belgesi almaya icazet denirdi. İcazet alanların işyeri açmasına izin verilirdi. Mesleklerine göre çok çeşitli loncalara bağlı olan esnafın Ahilik geleneklerine uyup uymadığı denetlenirdi.

            17. yüzyıldan itibaren Avrupa’da sanayi alanında yaşanılan gelişmeler lonca teşkilatını olumsuz yönde etkiledi. Teşkilatın el ekmeğine yönelik üretimi, Avrupa’nın fabrika üretimi karşısında ekonomik alanda rekabet edemedi. Osmanlı pazarlarının Avrupa malları ile dolması loncaların ekonomik yapısını sarstı. Daha sonra köyden şehre göç eden işsiz insanların da loncalara üye olması kaliteyi daha da düşürdü. İşsiz kalan teşkilat üyelerinin bir kısmı yeniçeri ocağına katıldılar. Üretime devam edenler ise çok ucuz olan Avrupa malları karşısında erimeye ve yok olmaya başladılar.

            Lonca teşkilatındaki bu bozulmalar sonucunda sanat ve ticarette tekel uygulaması anlamına gelen gedik usulüne geçildi. Gedik, ustaların dükkân açma ve mesleklerini uygulama hakkıdır. Gedik sahiplerinin yapacakları işi ve satacakları malı başkaları yapamaz ve satamazdı. Esnaf ve zanaatkârlara tekelleşme hakkı tanıyan bu sisteme 1861’de son verildi. Lonca teşkilatları ise 1912’ye kadar varlıklarını sürdürdüler. Bu tarihte çıkarılan bir kanunla tamamen ortadan kaldırıldılar.

            c. Mahalle: Osmanlı Devleti’nde mahalle sakinleri, bilgisiyle ünlü kişilerin etrafında toplanarak yapılan sohbetlerde her türlü konuyu konuşur ve tanışırlardı. Cami yanında, halkın katkılarıyla kurulan mahalle mektebinde çocuklara okuma-yazma ve temel dini bilgileri öğretilirdi. Böylece toplumda yaygın ve örgün eğitim gerçekleştirilmiş oluyordu.


  Yorumlar

1 metin 28/09/2014 20:49
yarım kalmış gibi.

«« İlk Sayfa    « Önceki      Sayfa 1      Sonraki »    Son Sayfa »»
   (Toplam 1 Kayıt )   

  Yorum Ekle

Ad Soyad :
E-Posta :
Mesaj :
Güvenlik Kodu :


 

                            

YAZARLAR
UFUK KÜÇÜK
ZAMANSIZ, MEKÂNSIZ BİR HATIRA
SEDA Ç.
SAYIN SEN
YİĞİT KOÇ
İYİLİK ANLAYIŞLARI
UĞUR GÜVEN
----------ŞAŞIRMAK HAKKINI ELDE BULUNDURMAK-------------
REŞAT BAŞER
OSMANLI TUĞRASI BİZDEN ÖNCE
SAMİ EREN
SAHİ, İSMET ÖZEL 15 TEMMUZ AKŞAMI NEREDEYDİ?
RIFAT TÜRKARSLAN
DİNDARLIK
ASYA DENİZ
----ASYA DENİZ----SİYASETİ HEYBENİZDEN ATIN BİR KENARA
YASEMİN KARAMANLI
BAYRAM EĞLENCE MİDİR?
CİHAD YURDABAKAN
CEMİL MERİÇ:ENTELEKTÜEL BİR ÜS
TUĞBA ÖZDEMİR
ÖFKELİYİM
RAMAZAN EGE
----MEZHEP SAVAŞLARI YAHUT BİRLİKTELİK KAYGILARI ----
TAYFUN DEMİR
KISA NOTLAR -I-
ÇOK OKUNANLAR bu hafta | bu ay
ÇOK YORUMLANANLAR bu hafta | bu ay | bu yıl
İstatistik

Site En iyi Mozilla Firefox ve Chrome Tarayıcısıyla 1024x768 Çözünürlükte Görüntülenir. Tüm Hakları Saklıdır.

AKLIMIZA DÜŞÜNCE 2011

EDİTÖR